Haber Nöbeti’nde son ders

IMG_2500.jpg
Bu fotoğrafı çektikten sonra polislerce “yakalandım” ve karakola götürüldüm.

Haber Nöbeti’nin sekiz haftalık ilk bölümünün ardından, geçen hafta kapanış için gittiğim Diyarbakır’da, tam finale yaraşır olaylar yaşadım. Tek kare fotoğraf yüzünden polislerce suçüstü “yakalandım”, karakola götürüldüm. Nöbetçiyken, ucundan tattığım bölgede devlet baskısı altında gazeteciliği, bir de polis nezaretinde gördüm, öğrendiklerimi pekiştirmiş oldum.

Bölgede meslektaşlarımın yaşadıklarının yanında esamisi okunmaz ama size hem bölgede sürekli yaşanan haksızlığı ve hukuksuzluğu bizzat nasıl tecrübe ettiğimi anlatmak isterim, hem de Kürt gazeteciler Beritan Canözer, Baran Ok ve Nazım Daştan davalarında bu keyfiliğin iddianamelere nasıl yansıdığını… “Haber Nöbeti’nde son ders” okumaya devam et

Reklamlar

Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç

Direkte üç “tarihi” tabela vardı.

Üçündeki oklar da aynı daracık sokağı gösteriyordu; “Dört Ayaklı Minare”, “Mar Petyun Keldani Kilisesi”, “Surp Giragos Ermeni Kilisesi”.

Diyarbakır’ın kalbi Sur’daki Eski Postane Sokağı’nın başında çoğu kadınlardan ve çocuklardan oluşan bir kalabalık toplanmıştı. Hepsi evlerini, dükkanlarını görebilmek istiyordu.

Merakla bakıyorlardı sokağın derinliğine doğru. Ancak beş-metre sonrasını göremiyorlardı. Çünkü beyaz branda perdeler çekilmişti sokağın ortasına. Önünde de bir polis barikatı vardı.

Beyaz perdenin arkasından Dört Ayaklı Minare’nin sadece üst kısmı görünüyordu. Sevgili Tahir Elçi’nin vurulduğu yer brandanın arkasında kalmıştı.

Şiddetli bir patlama daha oldu. Perdelerin arkasından çimento rengi bir duman yükseldi. “Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç” okumaya devam et