Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç

Direkte üç “tarihi” tabela vardı.

Üçündeki oklar da aynı daracık sokağı gösteriyordu; “Dört Ayaklı Minare”, “Mar Petyun Keldani Kilisesi”, “Surp Giragos Ermeni Kilisesi”.

Diyarbakır’ın kalbi Sur’daki Eski Postane Sokağı’nın başında çoğu kadınlardan ve çocuklardan oluşan bir kalabalık toplanmıştı. Hepsi evlerini, dükkanlarını görebilmek istiyordu.

Merakla bakıyorlardı sokağın derinliğine doğru. Ancak beş-metre sonrasını göremiyorlardı. Çünkü beyaz branda perdeler çekilmişti sokağın ortasına. Önünde de bir polis barikatı vardı.

Beyaz perdenin arkasından Dört Ayaklı Minare’nin sadece üst kısmı görünüyordu. Sevgili Tahir Elçi’nin vurulduğu yer brandanın arkasında kalmıştı.

Şiddetli bir patlama daha oldu. Perdelerin arkasından çimento rengi bir duman yükseldi. “Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç” okumaya devam et

Reklamlar

İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal

Sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı İdil’de Cizre’den tanıdığımız manzaranın bir benzeri ile karşılaştık. Yakılıp yıkılmış evleriyle burası da ayrı bir cehennemdi.

İdil’de sokağa çıkma yasağının 04.30’da kaldırılacağının açıklanmasının ardından olabildiğince erken gelmeye çalıştık. Saat 07.00’de İdil girişindeydik. Polisler önce girişimize izin vermediler ve bizi başka bir yola yönlendirdiler. Gazeteci olduğumuzu söylememize rağmen polisin tavrı değişmedi. Bizimle birlikte birçok araç da yönlendirildikleri o yoldan geri döndüler, çünkü aslında öyle bir giriş yoktu. Yeniden İdil’in girişine geldik. Dakikalar geçtikçe uzun araç kuyrukları oluştu. Polisler sadece TIR’ların girişine izin veriyorlardı. Tepki yoğunlaşınca TOMA sayısı ikiye çıktı ve TOMA’lardan biri kitleye doğru hareketlendi. Gerilimli dakikaların ardından saat 08.00’e geldiğinde girişe izin verileceği belirtildi. Ardından da araç aramaları ve kimlik kontrolleri başladı. Yarım saat sonra da biz İdil’e girebildik. Çok sayıda zırhlı araç ve uzun namlulu silahlı polisler ilçenin caddelerinde turluyordu.  “İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal” okumaya devam et