Cizre ve Sur için sekiz şiddetindeki deprem bile utandı! – Aysel Sağır

Cizre ve Sur’da neler yaşandı? Tamı tamına üç aydır buralarda yaşayan insanlar ne yedi, ne içti? Çocuklar, maruz kaldıkları ve tanık oldukları şiddet karşısında yaşadıkları derin travmalarla hangi cinnetin eşiğine itildiler? Ya yetişkinler… Gençlerin sığındıkları bodrumlarda kimyasal silahlarla yakıldığı söylenen, sokağa çıkanların çocuk yaşlı demeden vurulduğu bu yerlerde kim kazandı, kim kaybetti?

“Cizre ve Sur için sekiz şiddetindeki deprem bile utandı! – Aysel Sağır” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

Cizre’den sonra – Reyan Tuvi

Yıl, 1949. Cizre’nin yıkıntılarının arasında, aklımdan geçen bu cümle oldu. Sonra da Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un, 27 Ocak günü Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 12. Kürt Konferansı’nda, mikrofona tutulan cep telefonundan söyledikleri… “Cizre’den sonra – Reyan Tuvi” öğesini okumaya devam et

Başkanlık gelirse savaşla gelecek – Ümit Kıvanç

“Haber Nöbeti” girişimi için, bu girişimin altıncı ekibiyle birlikte Diyarbakır’daydım. Ekipten biraz erken gittim, rastladığım, fırsat yaratabildiğim herkesle konuşmaya çabaladım. Ekip olarak da bir dizi ziyaret yaptık, hem siyasetçilere hem dernek-sendika yöneticilerine hem meslektaşlarımıza birçok soru sorduk, cevaplar aldık, alamadık, kimi zaman tartıştık. Kürt illerinde binbir zorlukla, bazen can pahasına gazetecilik yapmaya çalışan meslektaşlarımıza ne hayrımız dokundu, bunu biz kestiremeyiz, ama gezinin bize büyük yararı oldu. Çok şey öğrendik. Bir yan-ürün olarak da, mesleğimizin icaplarını yeniden hatırladık, mesleğimizle küskünlüğümüz dargınlığımız azıcık azaldı. Gazeteciliğin aslında ne kadar hayatî bir işlevle yüklü olduğunu yeniden düşündük.

“Başkanlık gelirse savaşla gelecek – Ümit Kıvanç” öğesini okumaya devam et

Savaş bölgesinde çocuk olmak – Gülşen İşeri

Gülşen İşeri yazdı: Savaş bölgesinde çocuk olmak

insanhaber.com yazarı Gülşen İşeri, Haber Nöbeti’nin 4. Grubu’yla beraber bulunduğu Diyarbakır’dan izlenimlerini aktarmaya devam ediyor.

Gülşen İşeri, savaş bölgesinde eğitim alamayan çocuklardan kreşlerde eğitim görmeye çalışan çocuklara, eğitimdeki hak ihlalinden çatışmalı sürecin çocukların yaptığı resimlere yansımasına kadar sokaktaki nabzı tuttu… “Savaş bölgesinde çocuk olmak – Gülşen İşeri” öğesini okumaya devam et

Gözyaşı aynıdır – Leyla Alp

“- Gidiyorsun ama…
– Git tabi de…
– Sen gitmesen olmaz mı?…
– İyi git de…
– Dikkat et olur mu… ?”

Haber Nöbeti’ne gideceğimi söylediğim hemen herkesin tavrı, sözleri aşağı yukarı böyle oldu. Doğrudan gitme diyemeyen ama kaygısı eksik olmayan… “Ama’lı, fakat’lı…” Ama bu kez kaygılı… Çünkü çatışma ve ölüm haberlerinin geldiği yere haber yapmaya daha doğrusu, bütün zor koşullara hatta canı pahasına mesleğini yapamaya çalışan arkadaşlarımıza destek olmak için gidiyorduk. Bizim yaşayacağımız tehlike hepi topu birkaç günlüktü. Oysa onlar her an gözaltı, tutuklanma ve ölüm tehlikesi ile işlerini yapıyorlardı. Bizim de başımıza böyle bir şey gelemez miydi, gelebilirdi. Ama gitmeden duramazdık. Meslektaşlarımızı orada yalnız başlarına bırakamazdık. “Niye gidiyorsun?” değil, “Niye gitmiyorsun?” sorusunun sorulmasının icap ettiği günlerden geçiyoruz çünkü… “Gözyaşı aynıdır – Leyla Alp” öğesini okumaya devam et

‘Devlete de öfke var, PKK’ye de’ – Ceyda Karan

Memlekette şubat sonu ayazında ‘bahar gelsin’ demeye korkar olduk… Savaş oyun değildir, biliriz, aklımızla idrak ederiz. Başlatması kolay, bitirmesi zordur. İnsanlıktan yitiririz, kaçarı yoktur. Ahmet Arif’in “Yediveren Gül”ünün diyarı Diyarbakır’a gidince korkularım daha da arttı. Beş senedir Arap ellerini dolaşmaktan kalma reflekslerle düşündüm, baharın da, kara kışın da izine düştüm… “‘Devlete de öfke var, PKK’ye de’ – Ceyda Karan” öğesini okumaya devam et

YPS’li Nisêbîn: Kendimiz olmak ve kendimiz olarak yaşamak istiyoruz – Arzu Demir

Savaşta ve barışta YPS’nin anlamını anlatan Çekdar Nisêbîn: Yarın ‘Nusaybin’de de bütün barikatları kaldırdık’ diyebilirler. Fakat esas mesele bu iradenin kırılmamasıdır. Cizre’nin boşaltılmasıyla Kürt halkı bitmez. Türk devletinin anlamadığı da bu.

Nusaybin'deki YPS 4

Yeni bir sıkıyönetim ilanının beklendiği Nusaybin’de YPS’lilerle bir araya geliyoruz. Görüştüğümüz odada duvarlarda öz yönetim direnişinde katledilen Muhammet Altunkaya ve Medeni Orak ile Mardinli savaşçıların fotoğrafları asılı.

Ayrıca, oturmak için birkaç sandalye, kanepe ve sehpa niyetine kullanılan küçük sandalyeler. Bir de televizyon. “YPS’li Nisêbîn: Kendimiz olmak ve kendimiz olarak yaşamak istiyoruz – Arzu Demir” öğesini okumaya devam et