Bizler Beritan’dan Daha Heyecanlıyız – Reyan Tuvi

Haber ajansının duvarında asılı bir pankartta, ‘’bizler Beritan’dan daha heyacanlıyız’’ yazıyor. Türkiye’nin, Diyarbakır’da kurulan ilk kadın ajansı Jin Haber Ajansı’nın (JINHA) muhabirlerinden Beritan Canözer’in, 16 Aralık günü haber yaparken tutuklanmasının hemen ardından düzenlenen basın açıklamasında arkadaşlarının açtığı pankarttı bu.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde süregelen ‘abluka’yı protesto etmek amacıyla yapılan bir yürüyüşü takip ettiği sırada, “heyecanlı tavırları” olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan, daha sonra da “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanan JINHA muhabiri Beritan’ın, tutukluluğu 3. ayını doldurdu. 13 Mart günü Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülmesi nedeniyle bir süre iletişim kurulamayan Beritan’dan gelen son mesajda umut var; “Gazeteci olduğumdan beri yaşadıklarımı yazsam roman olur ama heyecanımı, umudumu ve güzelliklere olan inancımı kaybetmedim.” Bugün Beritan’ın Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davası için bütün JINHA “heyecanlı”. “Bizler Beritan’dan Daha Heyecanlıyız – Reyan Tuvi” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

Sur’un “yasaksız” tarafı – Ümit Kıvanç

Haber Nöbeti için 6. ekip olarak Diyarbakır’da bulunduğumuz bir haftalık dönem, Sur’daki çatışmaların son günlerine denk geldi. Sur’un “yasaksız” kısmında önce İMC televizyonundan arkadaşlarla dolaştık. Tam biz iki GBT taraması ve bir kimlik karşılaştırma işleminden sonra oraya girmişken operasyonun bittiği ilan edildi. Esnaf erkenden dükkânını kapatıyordu, bazılarıyla azıcık sohbet edebildik, o kadar.

Birkaç gün sonra, Sur deyince, Amed-Diyarbakır deyince akla ilk gelen isimlerden biriyle, yazar Şeyhmus Diken’le, yine “yasaksız” kısımda dolaştık. Kırk kişiyle selamlaşıldı, elli kişiden “hele gelin çay için” daveti alındı. Bunlardan bir kısmının dükkânı, evi -ya da kilisesi; çünkü bunlardan biri Keldanî kilisesinin yönetim kurulu başkanıydı- çatışma bölgesinde bulunuyordu, yerinde durup durmadığı, yıkılıp yıkılmadığı belli değildi. Şeyhmus ile birlikte önce artık oraların en eskisi sayılan saatçi Celal Usta’ya uğradık, kopmak üzere olan saat kayışımı tamir ettirdik. Böylece sırf işleviyle tanımlı, gayet manasız bir gündelik nesnenin ne yazık ki bolca acıya bulanmış bolca hatıra ile yüklenişine sebep olduk.

Sur (non-restricted area)

“Sur’un “yasaksız” tarafı – Ümit Kıvanç” öğesini okumaya devam et

Cizre’den sonra – Reyan Tuvi

Yıl, 1949. Cizre’nin yıkıntılarının arasında, aklımdan geçen bu cümle oldu. Sonra da Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un, 27 Ocak günü Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 12. Kürt Konferansı’nda, mikrofona tutulan cep telefonundan söyledikleri… “Cizre’den sonra – Reyan Tuvi” öğesini okumaya devam et

Sur’da 99. gece… – Reyan Tuvi

reyan
Fotoğraf: Reyan Tuvi

Bu gece Diyarbakır’dan ard arda savaş uçakları kalkıyor. Sur ise sessizliğine gömüldü. 99 gündür süren abluka ve çatışmaların bittiği, operasyonların sona erdiği konuşuluyor. Sur “halka açıldığında” onun yüzüne utanmadan kim bakabilecek, kim molozların arasında aradığını bulabilecek bilmiyorum. Sur’un küllerinden doğacağına inanmak safça olur. Sur tankla, topla sarsıldığı günlerde olduğu gibi, bu gece karanlığında da canımı yakıyor. Oysa doğuda dolaştığım 1990’lı yıllardan beri, bu bölgeyi sevmeye Sur’la başlamıştım. “Sur’da 99. gece… – Reyan Tuvi” öğesini okumaya devam et