Metin Göktepe ödülleri sahiplerine verildi (10.04.2016)

Bu yıl 19’uncusu düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nde kazananlara ödülleri Innpera Hotel’de  düzenlenen törenle verildi.

8 Ocak 1996’da polislerce işkencede öldürülen gazetemiz muhabiri Metin Göktepe’nin doğum gününde düzenlenen törende kazananları, Ayşe Yıldırım, Ayşegül Doğan, Celal Başlangıç, Ceren Sözeri, Fatih Polat, Fehim Taştekin, Fikret İlkiz, Hıfzı Topuz, Jale Özgentürk, Kamil Tekin Sürek, Mehveş Evin, Nazım Alpman, Nevin Sungur’dan oluşan jüri belirledi. “Metin Göktepe ödülleri sahiplerine verildi (10.04.2016)” öğesini okumaya devam et

Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer

Mahmut Bozarslan ve Hatice Kamer Kürt illerinde “serbest” ya da “bağımsız” gazeteci olmayı anlatıyorlar…

 “Köyümüz üç kez yakıldı. Lice’ye bağlı Akro diye geçer. Dedeme büyük dedesinden kalma bir ceviz ağacımız vardı. Böyle, çapı üç metre falan vardı. Çok değer verdiğimiz bir ağaçtı, atadan dededen kalma. O ağaca top mermisi isabet etmişti. Paramparça oldu. O ağacı gördüğüm zaman oturup ağlamıştım. Hiç unutmadım onu.”

Diyarbakırlı serbest gazeteci Mahmut Bozarslan’ın 90’lar deyince hatırladıkları.

Kürt illerinde konuştuğunuz herkese, 90’lardan ne hatırlıyorsun diye sormak gerekir aslında. Bugün yaşananlar karşısındaki duygularını o zaman biraz daha iyi anlarsınız. “Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer” öğesini okumaya devam et

Cizre ve Sur için sekiz şiddetindeki deprem bile utandı! – Aysel Sağır

Cizre ve Sur’da neler yaşandı? Tamı tamına üç aydır buralarda yaşayan insanlar ne yedi, ne içti? Çocuklar, maruz kaldıkları ve tanık oldukları şiddet karşısında yaşadıkları derin travmalarla hangi cinnetin eşiğine itildiler? Ya yetişkinler… Gençlerin sığındıkları bodrumlarda kimyasal silahlarla yakıldığı söylenen, sokağa çıkanların çocuk yaşlı demeden vurulduğu bu yerlerde kim kazandı, kim kaybetti?

“Cizre ve Sur için sekiz şiddetindeki deprem bile utandı! – Aysel Sağır” öğesini okumaya devam et

Diyarbakır’dan fotoğraflar – İrfan Aktan

Başkanlık gelirse savaşla gelecek – Ümit Kıvanç

“Haber Nöbeti” girişimi için, bu girişimin altıncı ekibiyle birlikte Diyarbakır’daydım. Ekipten biraz erken gittim, rastladığım, fırsat yaratabildiğim herkesle konuşmaya çabaladım. Ekip olarak da bir dizi ziyaret yaptık, hem siyasetçilere hem dernek-sendika yöneticilerine hem meslektaşlarımıza birçok soru sorduk, cevaplar aldık, alamadık, kimi zaman tartıştık. Kürt illerinde binbir zorlukla, bazen can pahasına gazetecilik yapmaya çalışan meslektaşlarımıza ne hayrımız dokundu, bunu biz kestiremeyiz, ama gezinin bize büyük yararı oldu. Çok şey öğrendik. Bir yan-ürün olarak da, mesleğimizin icaplarını yeniden hatırladık, mesleğimizle küskünlüğümüz dargınlığımız azıcık azaldı. Gazeteciliğin aslında ne kadar hayatî bir işlevle yüklü olduğunu yeniden düşündük.

“Başkanlık gelirse savaşla gelecek – Ümit Kıvanç” öğesini okumaya devam et

Sur’u, Cizre’yi gördük, hepimiz oradaydık – Pelin Cengiz

Bundan sadece üç dört yıl önce çözüm süreciyle birlikte Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin kısa sürede yükselen bir yıldız olacağından, kültür, sanat, tarih değerlerinin tanıtım ve turizmle dünyaya açılacağından, pek çok alandaki yatırım imkanlarından bahsediyorduk. Ancak, bugün Kürt coğrafyası, göçler, sokağa çıkma yasakları, çatışma ve operasyonlar sonucu yaşanan ağır can kayıpları ile anılıyor.  “Sur’u, Cizre’yi gördük, hepimiz oradaydık – Pelin Cengiz” öğesini okumaya devam et

Diyarbakır Gün TV’de bir gün – Yavuz Baydar

Türkiye’nin Kürt illerinde habercilik hiçbir zaman kolay olmadı. Fi tarihinden beri gazeteciler burada endişe ve korku içinde, hapsi ve ölümü göze alarak, yabancı iseler sınırdışı edilme riskiyle başbaşa, ama bıkmadan yılmadan kovaladılar haberleri.
Sorunlar derinliğini hep korudu burada. Şiddetin tırmandığı günler de haberciler için önemliydi, barış umutlarının yayıldığı, tartışmaların güçlendiği nispeten sakin dönemler de.