JİNHA Şırnak muhabiri Aysel Işık ile Twitter üzerinden bir söyleşi

 

Screen Shot 2016-04-25 at 1.26.12 AM
Sokağa çıkma yasaklarının ikinci ayında devam ettiği Şırnak merkez ile Yüksekova ve Nusaybin ilçelerinde çatışmalar, ölüm ve yıkım sürüyor. Buralarda gazetecilik yapmayı her türlü tehlikeyi göze alarak sürdüren bir avuç gazeteci çok zor koşullar altında, olanları aktarmaya çalışıyor. Haber nöbeti olarak yasaklı bölgelerdeki meslektaşlarla yaptığımız röportajları Şırnak ile sürdürdük. Şırnak ve ilçelerinde 8 aydır haber izleyen JİNHA muhabiri Aysel Işık ile (21 Nisan 2016 akşamı) Twitter’dan konuştuk:

 

Haber Nöbeti (H. N.): #Şırnak ‘ı  @jinhaberajans muhabiri @jinhaysel Aysel Işık ile konuşacağız.  Merhaba Aysel!

Aysel Işık (A.I.): Merhaba. “JİNHA Şırnak muhabiri Aysel Işık ile Twitter üzerinden bir söyleşi” öğesini okumaya devam et

Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan

Diyarbakır’a son gidiş sebebim, uluslararası bir insan hakları konferansına katılmak ardından da Mithat Sancar’la birlilikte hazırladığımız program için Diyarbakır baro başkanı, hukukçu Tahir Elçi’yle konuşmaktı. Gittik, o programı yaptık. Başlık; “İnsan haklarının ağır ihlalini oluşturan suçların etkili bir şekilde soruşturulmasında dünya deneyimleri” idi. Haliyle gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler, işkenceli sorgularda ölümler vb suçların cezadan muaf olması gibi sorunlardan bahsettik. Elçi, 90’yı yıllarda yoğun işlenen bu suçlarının faillerinin hala hesap vermemiş olduğunu, onların devletin bazı görevlilerinin özellikle JİTEM’in yargılanmamış olduğunu hatırlattı. Sivil insanların sokaktan alınıp gözaltında kaybolduğunu, öldürüldüğünü söyledi. “Bir süre sonra yol kenarlarında, köprü altlarında cesetleri bulunuyordu. Bazı istisnalar dışında mağdurların adalet arayışı gerçekleşmedi. Amacımız dünya hukukçuları, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin temsilcileriyle birlikte bu sorunları masaya yatırmak, buradan sonuç çıkarmak ve çözüm üretebilmek, çıkan yol haritasıyla, biz nereye gidiyoruz, ne yapacağız, bunu sorgulamaktı” dedi. Program böyle başlamıştı. “Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan” öğesini okumaya devam et

İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal

Sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı İdil’de Cizre’den tanıdığımız manzaranın bir benzeri ile karşılaştık. Yakılıp yıkılmış evleriyle burası da ayrı bir cehennemdi.

İdil’de sokağa çıkma yasağının 04.30’da kaldırılacağının açıklanmasının ardından olabildiğince erken gelmeye çalıştık. Saat 07.00’de İdil girişindeydik. Polisler önce girişimize izin vermediler ve bizi başka bir yola yönlendirdiler. Gazeteci olduğumuzu söylememize rağmen polisin tavrı değişmedi. Bizimle birlikte birçok araç da yönlendirildikleri o yoldan geri döndüler, çünkü aslında öyle bir giriş yoktu. Yeniden İdil’in girişine geldik. Dakikalar geçtikçe uzun araç kuyrukları oluştu. Polisler sadece TIR’ların girişine izin veriyorlardı. Tepki yoğunlaşınca TOMA sayısı ikiye çıktı ve TOMA’lardan biri kitleye doğru hareketlendi. Gerilimli dakikaların ardından saat 08.00’e geldiğinde girişe izin verileceği belirtildi. Ardından da araç aramaları ve kimlik kontrolleri başladı. Yarım saat sonra da biz İdil’e girebildik. Çok sayıda zırhlı araç ve uzun namlulu silahlı polisler ilçenin caddelerinde turluyordu.  “İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal” öğesini okumaya devam et

Haber Nöbeti – İshak Karakaş

HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’a bir telefon geliyor. Sur’da bir evde mahsur kaldıklarını söylüyor telefondaki ses. Yardım istiyor. Telefon kapanıyor. Aydoğan,defalarca arıyor numarayı ama telefon bir daha açılmıyor. Sonra o evin dozerle yıkıldığını öğreniyor. Evden çıkarılan 14 cenaze Malatya morgunda bekletiliyor.

Kürt il ve ilçelerinde aylardır süren abluka, sokağa çıkma yasakları ve operasyonların korkunç sonuçlarından bir tanesi bu sadece. Cizre’den medyaya yansıyan dehşet verici görüntülerin, yıkılmış binalar ve yakılmış insanların fotoğraflarının kamuoyunda yol açtığı dehşet daha hafiflemeden, Sur’da yaşanan insani trajedinin boyutları ortaya çıktı. Şimdi benzerlerinin Yüksekova’da gerçekleşeceğinin telaşı içinde bu ülkenin barış yanlısı insanları. “Haber Nöbeti – İshak Karakaş” öğesini okumaya devam et

Kürdün hikayesinde Türk-İslamcılığının iflası – Ali Akel

Türk-İslamcılığının siyasi pratiğinin Kürt sorununun çözümünde iflası beklenmeyen bir şey değildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisine uyumlu olarak şekillendiği, devletin Kürt politikasında rejimin sacayaklarından birini oluşturduğu göz önüne alındığında; Türk İslamcıların iktidarında bugün ortaya çıkan manzaraya çok da şaşırmamak gerekir.

Fazla uzağa gitmeden, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bugüne baktığımızda devlet askeri-siyasi var gücüyle Kürtleri ezme, sindirme, asimile etme, diz çöktürme, iradesini yok etmeye yönelik politikalarını sahnelerken; Türk İslamcılığı, buna esaslı bir itiraz yükseltmedi. Aynı süreçte devlet, söz konusu siyasetin iktidarını engellemek için kontrol ve baskı mekanizmalarına (94 mahalli seçimlerinde yükselen İslamcı dalgayı 28 Şubat post-modern darbesiyle durdurmak gibi) başvururken, mezkur anlayış, Kürtlerle savaşımında rejimin kullandığı maddi ve manevi geniş bir havuz vazifesi gördü, görmeye de devam ediyor. “Kürdün hikayesinde Türk-İslamcılığının iflası – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Hendek’in stratejisi, siyaseti ve HDP – Ali Akel

akel-2-ss

Hendek madalyonunun bir yüzünde ‘strateji’ diğer yüzünde ise ‘siyaset’ var. Madalyonun her yüzünde ise birer soru. İlki, hendek stratejisi ve siyaseti HDP’nin sonunu getirebilir mi, sandığa gömebilir mi? Diğeri ise HDP hendek stratejisine ve siyasetine kurban edilebilir mi, edilirse sonuçları ne olur? “Hendek’in stratejisi, siyaseti ve HDP – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Diyarbakır’ın Cevabı – Yıldırım Türker

Haber Nöbeti’ne katılmak için Diyarbakır’daydım. En şanslı grup olduğumuz öyle aşikardı ki arada mahcubiyet dürtüyordu. Bomba sesleri eşliğinde, her gün biraz daha yıkılıp yok edilen Sur’u ağlamaya değil, bayram kutlamaya gidiyordum.

Diyarbakır, 93 yılında ilk adımımı attığım Diyarbakır değildi elbet. Öte yandan o kadar aynıydı ki. Ruhuyla. “Diyarbakır’ın Cevabı – Yıldırım Türker” öğesini okumaya devam et