Kürdün hikayesinde Türk-İslamcılığının iflası – Ali Akel

Türk-İslamcılığının siyasi pratiğinin Kürt sorununun çözümünde iflası beklenmeyen bir şey değildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisine uyumlu olarak şekillendiği, devletin Kürt politikasında rejimin sacayaklarından birini oluşturduğu göz önüne alındığında; Türk İslamcıların iktidarında bugün ortaya çıkan manzaraya çok da şaşırmamak gerekir.

Fazla uzağa gitmeden, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bugüne baktığımızda devlet askeri-siyasi var gücüyle Kürtleri ezme, sindirme, asimile etme, diz çöktürme, iradesini yok etmeye yönelik politikalarını sahnelerken; Türk İslamcılığı, buna esaslı bir itiraz yükseltmedi. Aynı süreçte devlet, söz konusu siyasetin iktidarını engellemek için kontrol ve baskı mekanizmalarına (94 mahalli seçimlerinde yükselen İslamcı dalgayı 28 Şubat post-modern darbesiyle durdurmak gibi) başvururken, mezkur anlayış, Kürtlerle savaşımında rejimin kullandığı maddi ve manevi geniş bir havuz vazifesi gördü, görmeye de devam ediyor. “Kürdün hikayesinde Türk-İslamcılığının iflası – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

“Bir daha yapmazlar” duygusunun sonu – Ümit Kıvanç

Her şey târumâr edilmiş. Devrilmiş, mundar edilmiş veya yok. Evet, basitçe yok! Nereye gitmiş?

“Haber Nöbeti” için gittiğimiz Diyarbakır ve Cizre’den derlediklerimizi aktaracağımı vaat etmiştim. Aktarmayı istediğim kritik ayrıntıların pek çoğunu, beraber dolaştığımız gazeteci arkadaşlarımızdan Ali Akel yazdı, yazısını Medyascope’tan okuyabilirsiniz: http://goo.gl/9QHNqK. Yine aynı ekipteki meslektaşlarımızdan Eyüp Tatlıpınar izlenimlerini T24’te toparladı, oradan da eksikleri tamamlayabilirsiniz:https://goo.gl/qlTOix. Ve bir günlüğüne bize katılan Cengiz Çandar’ın aktardıklarını Radikal’den okuyabilirsiniz: http://goo.gl/dpYdbl. Onları okuyacağınıza güvenerek, ben birkaç şey ekleyecek, bazı noktaları vurgulayacağım. ““Bir daha yapmazlar” duygusunun sonu – Ümit Kıvanç” öğesini okumaya devam et

“Su gibi aziz olunmalı” – Ali Akel

DSCN1960Su olmadan canlı yaşamı olamıyor. Su uzmanı değilim. Ancak toprak, deniz ve atmosfer üçlemesinde su hareketindeki dengenin bozulması durumunda yaşamın sonunu getireceğini biliyorum.

Tarih boyunca yaşam, su boyunca su gibi akıp gitmiştir. ‘Hayat su gibi akıyor’ ifadesinin anlamı da bu olsa gerek.

Kur’an-ı Kerim’de de, “Her şeyi suda canlı kıldık” diye buyrulur.

Dicle Nehri’nin yanı başındaki Cizre, var olduğundan beri yaşamın su gibi aktığı bir yer. Dicle, tam burada kıvrılıp bir Cizre’ye bir ada görünümü kazandırdığı için ismini de oradan alıyormuş. Arap dilinde Cezire, yarımada anlamına geliyormuş. ““Su gibi aziz olunmalı” – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Cizre’den sonra – Reyan Tuvi

Yıl, 1949. Cizre’nin yıkıntılarının arasında, aklımdan geçen bu cümle oldu. Sonra da Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un, 27 Ocak günü Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 12. Kürt Konferansı’nda, mikrofona tutulan cep telefonundan söyledikleri… “Cizre’den sonra – Reyan Tuvi” öğesini okumaya devam et

Hakikati katletmek! – Ali Akel

DSCN2038

Hakikati, çırılçıplak katlediyorlar ve bunun görmezden gelinmesini istiyorlar.

Soru sorulmasını, içinde “niye, neden” kelimeleri geçen bir cümle kurulmasını istemiyorlar.

“Onların yanında” olmamızı istiyorlar. Yoksa “terörist” olacağımızı söylüyorlar.

“Ya bizim yanımızda olacaklar ya teröristlerin yanında olacaklar. Bunun ortası yok” diyorlar.

Hatırladınız değil mi bu cümleyi? 2000’in başında ABD Başkanı seçildikten sonra Irak işgali sırasında George W. Bush da aynı cümleyi kurmuştu: “My way or the highway.” “Hakikati katletmek! – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

T.C. Cizre hatırası – Evrim Kurdoğlu

47109-icerik

Cizre’de aylar süren yasaklardan sonra kapılar açılıp da içeri girdiğinizde ilk önce burnunuzu yakan ağır bir koku, ardından da gözünüzün görebildiğince yıkılmış bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Cizre tam anlamıyla en ağır savaşları yaşamış bir şehir gibi görünüyor. İnsanları, sokakları hala şokta, aylar süren çatışmaların sonunda neler olup bittiğiyle daha yeni yüzleşiyorlar. “T.C. Cizre hatırası – Evrim Kurdoğlu” öğesini okumaya devam et

Cizre Ön İnceleme Raporu – Şebnem Korur Fincancı

3 Mart 2016 tarihinde İHD ve TİHV başkanları tarafından Cizre’ye yapılan ziyaret sonucu adli tıp uzmanı Prof. Dr. R. Şebnem Korur Fincancı tarafından sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporudur.

İnsan Hakları Derneği Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan ile yapılan görüşme sonrası Cizre’de sokağa çıkma yasağının 2 Mart 2016 tarihi itibarıyla gün içinde kalkacağı bilgisi üzerine 3 Mart 2016 tarihinde iddia edilen yaşam hakkı, sivil ölümler ve insan hakları ihlallerinin ilk gözlemini yapmak, gereksinimleri belirleyerek kapsamlı incelemeleri yapacak çok disiplinli heyetlerin oluşturulmasına yardımcı olmak amacıyla İHD, TİHV ve Mazlum-der başkanları olarak Cizre’ye gidilmesi tartışıldı. Mazlum-der başkanı Faruk Ünsal’ın programı nedeniyle bir sonraki gün gidebileceği üzerine İHD ve TİHV başkanları olarak 3 Mart 2016 tarihinde Mardin havaalanına ulaşılıp, İhd Mardin Şube başkanı Av. ve Şube yöneticisi Abdullah Kızılay’ın da katılımı ile Cizre’ye hareket edildi. Kent girişine ulaşıldığında geri dönüş yapan çok sayıda aracın uzun bir kuyruk oluşturduğu, kimlik kontrolleri ile geçişlerin gerçekleştirildiği gözlendi. İnsan hakları örgütleri olarak gözlem yapmak üzere geldiğimizin belirtilmesi üzerine geçiş izni verilerek HDP milletvekili Faysal Sarıyıldız ile buluşmak için saat 13.00 sıralarında Cizre Belediyesine geçildi. “Cizre Ön İnceleme Raporu – Şebnem Korur Fincancı” öğesini okumaya devam et