Metin Göktepe ödülleri sahiplerine verildi (10.04.2016)

Bu yıl 19’uncusu düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nde kazananlara ödülleri Innpera Hotel’de  düzenlenen törenle verildi.

8 Ocak 1996’da polislerce işkencede öldürülen gazetemiz muhabiri Metin Göktepe’nin doğum gününde düzenlenen törende kazananları, Ayşe Yıldırım, Ayşegül Doğan, Celal Başlangıç, Ceren Sözeri, Fatih Polat, Fehim Taştekin, Fikret İlkiz, Hıfzı Topuz, Jale Özgentürk, Kamil Tekin Sürek, Mehveş Evin, Nazım Alpman, Nevin Sungur’dan oluşan jüri belirledi. “Metin Göktepe ödülleri sahiplerine verildi (10.04.2016)” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

Metin Göktepe Ödülleri bugün sahiplerini buluyor

Haber Nöbeti Dayanışması’nın da jüri özel ödülüne layık görüldüğü 19. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’ni kazananlar ödüllerini 10 Nisan 2016 akşamı (bu akşam) gerçekleşecek törenle alacak.

Innpera Hotel’deki programda saat 16’da moderatörlüğünü Nurcan Baysal’ın yaptığı ve Erdem Gül, Mehveş Evin ve Faruk Balıkçı’nın konuşmacı olarak katılacağı “Sur’dan Silivri’ye Olağanüstü Dönemde Gazetecilik” paneli gerçekleşecek.

Saat 17.30’da ödüller sahiplerine verilecek. Saat 18.15’te de kokteyl düzenlenecek. “Metin Göktepe Ödülleri bugün sahiplerini buluyor” öğesini okumaya devam et

Fırat Duymak: Gazetecilik bodrumda ölen babamın vasiyetiydi – Fatih Polat

Polisten gazeteciye gülerek: İdil’i nasıl buldunuz? – Fatih Polat

 

İdil’e girdiğimizde, karşılaştığımız manzaranın benzerlerine, uzun süreli sokağa çıkma yasağının uygulandığı diğer ilçelerden de tanıktık. Ancak yine de, bir ilçeye bu yaşatılanlarla hangi mesajın verildiği sorusuna yanıt aramak önemliydi. İlçeye ilk giren gazetecilerin yaşadıkları da İdil’in yaşadıklarını tamamlıyordu aslında.

İlçe’de direniş ve çatışmaların yaşandığı iki mahalleden biri olan Turgut Özal Mahallesi’nin Muhtarı Hidayet Sakcak’ın, “Mahallemiz 1300 haneden oluşmakta. Nereden bakarsanız 1100 hane, yani toplam yüzde 95’i harap olmuş” diye anlattığı gerçek şu soruyu da beraberinde getiriyordu: “Bu evlerin her biri bir çatışma alanı olamayacağına göre neden bu hale getirildiler?” “Polisten gazeteciye gülerek: İdil’i nasıl buldunuz? – Fatih Polat” öğesini okumaya devam et

İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal

Sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı İdil’de Cizre’den tanıdığımız manzaranın bir benzeri ile karşılaştık. Yakılıp yıkılmış evleriyle burası da ayrı bir cehennemdi.

İdil’de sokağa çıkma yasağının 04.30’da kaldırılacağının açıklanmasının ardından olabildiğince erken gelmeye çalıştık. Saat 07.00’de İdil girişindeydik. Polisler önce girişimize izin vermediler ve bizi başka bir yola yönlendirdiler. Gazeteci olduğumuzu söylememize rağmen polisin tavrı değişmedi. Bizimle birlikte birçok araç da yönlendirildikleri o yoldan geri döndüler, çünkü aslında öyle bir giriş yoktu. Yeniden İdil’in girişine geldik. Dakikalar geçtikçe uzun araç kuyrukları oluştu. Polisler sadece TIR’ların girişine izin veriyorlardı. Tepki yoğunlaşınca TOMA sayısı ikiye çıktı ve TOMA’lardan biri kitleye doğru hareketlendi. Gerilimli dakikaların ardından saat 08.00’e geldiğinde girişe izin verileceği belirtildi. Ardından da araç aramaları ve kimlik kontrolleri başladı. Yarım saat sonra da biz İdil’e girebildik. Çok sayıda zırhlı araç ve uzun namlulu silahlı polisler ilçenin caddelerinde turluyordu.  “İdil de ayrı bir cehennem – Fatih Polat, Fırat Topal” öğesini okumaya devam et

Haber Nöbeti ve tarihe düşen notlar – Kumru Başer

“Gever’de geçen sene ihtişamla açan kardelenler, bu sene boynu bükük kaldı.”

Twitter’da önüme bir kaya ağırlığıyla düşen bu mesaj şu an ateş altında tahrip olan, giriş çıkışa yasaklı Yüksekova’da olan biteni dış dünyaya bildiren bir kaç gazeteciden biri, Bilal Tinar’a ait.

Bu tweet beni geçen yılın Mart ayında çıktığım Yüksekova, Diyarbakır ve Cizre gezisine geri götürdü. “Buralara geleceğimizin işaretleri neydi” diye düşündüm. Öyle ya gazetecilik biraz da hafıza tazeleme ve olan biteni siyasi ve tarihi yerine oturtma çabasıdır. “Haber Nöbeti ve tarihe düşen notlar – Kumru Başer” öğesini okumaya devam et

Sur’da gezinmenin anlamları ve ‘mahallenin çocukları’ üzerine – Kumru Başer

Fotoğraf: Şeyhmus Diken
Fotoğraf: Şeyhmus Diken

Sur’da Saraykapı tarafındaki surların dibinde iki kadın oturmuş aşağı mahalleye bakıyorlar.

Birinin evi hâlâ girişe yasak olan bölgede. Her gün, “Girebilir miyim acaba?” diye bir umutla gelip oturuyor. Yasaklı mahalleden yukarı moloz taşıyan DSİ kamyonları geçtikçe “Belki evimden bir parça görürüm” diye düşünüyormuş.  Diğeri, yasaklı bölgede olmayan ama polislerin kullandığı evine bakmaya geliyor. “Sur’da gezinmenin anlamları ve ‘mahallenin çocukları’ üzerine – Kumru Başer” öğesini okumaya devam et