Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan

Diyarbakır’a son gidiş sebebim, uluslararası bir insan hakları konferansına katılmak ardından da Mithat Sancar’la birlilikte hazırladığımız program için Diyarbakır baro başkanı, hukukçu Tahir Elçi’yle konuşmaktı. Gittik, o programı yaptık. Başlık; “İnsan haklarının ağır ihlalini oluşturan suçların etkili bir şekilde soruşturulmasında dünya deneyimleri” idi. Haliyle gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler, işkenceli sorgularda ölümler vb suçların cezadan muaf olması gibi sorunlardan bahsettik. Elçi, 90’yı yıllarda yoğun işlenen bu suçlarının faillerinin hala hesap vermemiş olduğunu, onların devletin bazı görevlilerinin özellikle JİTEM’in yargılanmamış olduğunu hatırlattı. Sivil insanların sokaktan alınıp gözaltında kaybolduğunu, öldürüldüğünü söyledi. “Bir süre sonra yol kenarlarında, köprü altlarında cesetleri bulunuyordu. Bazı istisnalar dışında mağdurların adalet arayışı gerçekleşmedi. Amacımız dünya hukukçuları, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin temsilcileriyle birlikte bu sorunları masaya yatırmak, buradan sonuç çıkarmak ve çözüm üretebilmek, çıkan yol haritasıyla, biz nereye gidiyoruz, ne yapacağız, bunu sorgulamaktı” dedi. Program böyle başlamıştı. “Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan” okumaya devam et

Reklamlar

Heyecanlı gazetecilik ve ‘Dava’ – Esra Yalazan

İnsan nefesinin rutubetle yoğunlaştığı adliye koridorlarında üç buçuk aydır ‘heyecanlı’ olduğu gerekçesiyle hapse konulan 21 yaşındaki Beritan Canözer’in annesiyle konuşuyordum. Duruşmaya ara verilmişti. Bu dava için Diyarbakır’a ‘Haber Nöbeti’ için gelen gazeteciler, bölgede çalışan gazeteciler, avukatlar, HDP milletvekilleri, ailesi ve yakınlarıyla mahkemenin kararını bekliyorduk. “Heyecanlı gazetecilik ve ‘Dava’ – Esra Yalazan” okumaya devam et

Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç

Direkte üç “tarihi” tabela vardı.

Üçündeki oklar da aynı daracık sokağı gösteriyordu; “Dört Ayaklı Minare”, “Mar Petyun Keldani Kilisesi”, “Surp Giragos Ermeni Kilisesi”.

Diyarbakır’ın kalbi Sur’daki Eski Postane Sokağı’nın başında çoğu kadınlardan ve çocuklardan oluşan bir kalabalık toplanmıştı. Hepsi evlerini, dükkanlarını görebilmek istiyordu.

Merakla bakıyorlardı sokağın derinliğine doğru. Ancak beş-metre sonrasını göremiyorlardı. Çünkü beyaz branda perdeler çekilmişti sokağın ortasına. Önünde de bir polis barikatı vardı.

Beyaz perdenin arkasından Dört Ayaklı Minare’nin sadece üst kısmı görünüyordu. Sevgili Tahir Elçi’nin vurulduğu yer brandanın arkasında kalmıştı.

Şiddetli bir patlama daha oldu. Perdelerin arkasından çimento rengi bir duman yükseldi. “Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç” okumaya devam et

Can Dündar Beritan’ın davasında

photo_2016-03-29_08-56-29

Heyecanlı olduğu gerekçesiyle 16 Aralık 2015’te gözaltına alınıp, daha sonra “terör örgütü üyeliği”nden tutuklanan JINHA muhabiri Beritan Canözer’in davası bugün 10.20’de Diyarbakır Adliyesi’nde görülecek. Bölgede canları ve özgürlükleri pahasına görev yapan gazetecilerle dayanışmak amacıyla başlatılan Haber Nöbeti kapsamında, aralarında Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın da olduğu bir grup gazeteci Beritan Canözer’e destek amacıyla duruşmayı izleyecek.

“Can Dündar Beritan’ın davasında” okumaya devam et