Metin Göktepe Ödülleri bugün sahiplerini buluyor

Haber Nöbeti Dayanışması’nın da jüri özel ödülüne layık görüldüğü 19. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’ni kazananlar ödüllerini 10 Nisan 2016 akşamı (bu akşam) gerçekleşecek törenle alacak.

Innpera Hotel’deki programda saat 16’da moderatörlüğünü Nurcan Baysal’ın yaptığı ve Erdem Gül, Mehveş Evin ve Faruk Balıkçı’nın konuşmacı olarak katılacağı “Sur’dan Silivri’ye Olağanüstü Dönemde Gazetecilik” paneli gerçekleşecek.

Saat 17.30’da ödüller sahiplerine verilecek. Saat 18.15’te de kokteyl düzenlenecek. “Metin Göktepe Ödülleri bugün sahiplerini buluyor” öğesini okumaya devam et

Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer

Mahmut Bozarslan ve Hatice Kamer Kürt illerinde “serbest” ya da “bağımsız” gazeteci olmayı anlatıyorlar…

 “Köyümüz üç kez yakıldı. Lice’ye bağlı Akro diye geçer. Dedeme büyük dedesinden kalma bir ceviz ağacımız vardı. Böyle, çapı üç metre falan vardı. Çok değer verdiğimiz bir ağaçtı, atadan dededen kalma. O ağaca top mermisi isabet etmişti. Paramparça oldu. O ağacı gördüğüm zaman oturup ağlamıştım. Hiç unutmadım onu.”

Diyarbakırlı serbest gazeteci Mahmut Bozarslan’ın 90’lar deyince hatırladıkları.

Kürt illerinde konuştuğunuz herkese, 90’lardan ne hatırlıyorsun diye sormak gerekir aslında. Bugün yaşananlar karşısındaki duygularını o zaman biraz daha iyi anlarsınız. “Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer” öğesini okumaya devam et

Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç

Direkte üç “tarihi” tabela vardı.

Üçündeki oklar da aynı daracık sokağı gösteriyordu; “Dört Ayaklı Minare”, “Mar Petyun Keldani Kilisesi”, “Surp Giragos Ermeni Kilisesi”.

Diyarbakır’ın kalbi Sur’daki Eski Postane Sokağı’nın başında çoğu kadınlardan ve çocuklardan oluşan bir kalabalık toplanmıştı. Hepsi evlerini, dükkanlarını görebilmek istiyordu.

Merakla bakıyorlardı sokağın derinliğine doğru. Ancak beş-metre sonrasını göremiyorlardı. Çünkü beyaz branda perdeler çekilmişti sokağın ortasına. Önünde de bir polis barikatı vardı.

Beyaz perdenin arkasından Dört Ayaklı Minare’nin sadece üst kısmı görünüyordu. Sevgili Tahir Elçi’nin vurulduğu yer brandanın arkasında kalmıştı.

Şiddetli bir patlama daha oldu. Perdelerin arkasından çimento rengi bir duman yükseldi. “Margos’un kilisesini de, sokağını da, mahallesini de geri verin! – Celal Başlangıç” öğesini okumaya devam et

‘Eşme ruhu’ndan ‘Cizre ruhu’na; ölümüne Newroz, inadına barış! – Celal Başlangıç

Sinirler yay gibi gergindi Diyarbakır’da.

Günlerdir Van’dan Adana’ya, Batman’dan İstanbul’a uzanan bir coğrafyada yasaklanan Newroz haberleri geliyordu.

Kutlamaya kalkanların üzerine yürüyen TOMA’lardan sıkılan suların, biber gazına boğulan kentlerin, gözaltına alınan insanların görüntülerinden geçilmiyordu. “‘Eşme ruhu’ndan ‘Cizre ruhu’na; ölümüne Newroz, inadına barış! – Celal Başlangıç” öğesini okumaya devam et

Newroz İzlenimleri – İsminaz Temel

Screen Shot 2016-03-21 at 10.11.58 PM

“Haber Nöbeti” tuttuğu DİHA için Newroz’u takip eden ETHA Editörü İsminaz Temel, kaleme aldığı izlenim yazısında “Diyarbakır halkı, savaşın ortasında, ölüm tehditleri altında yüz binler olup aktı Newroz alanına. Direniş Newrozu’nda bir kez daha barış şiarı yükseltildi. Şimdi sıra bu sesi duymakta ve uzatılan eli tutmakta…” diye yazdı.

Bölgede zor koşullarda çalışan meslektaşlarıyla dayanışmak ve alanda beraber takibi yapmak için “Haber Nöbeti” kapsamında Diyarbakır’a gelen ETHA Editörü İsminaz Temel, gün boyu DİHA için Newrozu takip etti. İzlenimlerini kaleme alan Temel’in Newroz notları şu şekilde: “Newroz İzlenimleri – İsminaz Temel” öğesini okumaya devam et

Diyarbakır’da göremediğim gökkuşağı – Murat Sabuncu

Newroz için Diyarbakır’dayım…

Yasaklı, yasaksız ama ille de polisli, kum torbalı sokaklarında yürüyorum.

Bir yağmur yağıyor, bir güneş açıyor.

Bir ıslanıyoruz, üşüyoruz, bir içimiz ısınıyor.

Bu toprakların barışı gibi hava…

Elimizi uzattık tam tutacaktık…

Fırtına… “Diyarbakır’da göremediğim gökkuşağı – Murat Sabuncu” öğesini okumaya devam et

Sessiz ve üzgün… Diyarbakır, Newroz’u bekliyor – Şafak Timur

Kentin üstünde kara kara bulutlar, ara sıra büyük büyük yağmur damlaları bırakıyor şehrin üstüne. Güneş, bulutlara inat akşamın renklerine boyamış gene de Diyarbakır’ı.

Koşuyolu Parkı’nın karşısında, DTK binasının önünde bekleşenler, yağmurdan kaçmak için saçak altındalar, bir yandan ellerini güneşe siper ediyor ve yolun karşısında Bağlar’ın girişini kapatan tank ve özel harekatçıları seyrediyorlar. “Sessiz ve üzgün… Diyarbakır, Newroz’u bekliyor – Şafak Timur” öğesini okumaya devam et