Demirtaş: Davutoğlu’nun olanlardan haberi yok – Tunca Öğreten

Demirtaş, Başbakan Davutoğlu’nun, Cizre’de bodrumda yaralı olmadığına dair beyanıyla ilgili, “Keşke bunu anlamak için kalkıp gitselerdi. Eğer sen devlet olarak yaralı vatandaşı kurtarmak için gidemiyorsan, devlet olma özelliğini kaybetmişsindir” dedi.demirtas-tunca1

Çatışmalı bölgelerde görev yapan gazetecilerle birlikte haber yapmak, dayanışma içerisinde olmak için güneydoğunun yolunu tuttuğumuz sekiz kişilik ekipten Evrensel gazetesi yazarı Ceren Sözeri ile Mardin’deydik.

“Demirtaş: Davutoğlu’nun olanlardan haberi yok – Tunca Öğreten” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

Mardin’de sıcak haberin peşindeyiz: Yaralıların akıbeti ne olacak? – Ceren Sözeri

Haber Nöbeti’nin ikinci günü, ben Tigris Haber’le birlikte sahaya çıktım. Cizre’deki yaralıların akıbeti şu an en yakıcı konu. Selahattin Demirtaş’la görüşmemizde ilk bunu sorduk. 42676

Haber Nöbeti’nin ikinci günü yereldeki gazeteci arkadaşlarımızla birlikte habere çıkacaktık. Bir önceki gün ekipler belirlendi. Ben ilk gün Tigris Haber’i seçtim. Genel Yayın Yönetmeni İlyas Akengin arayıp Mardin’e haber yapmaya gideceklerini, gelmek isteyip istemediğimi sordu. Cizre’deki yaralıların akıbeti şu an en yakıcı konu, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Mardin’e gelmiş, kabul ettim. “Sabah altıda hazır ol” dedi.

“Mardin’de sıcak haberin peşindeyiz: Yaralıların akıbeti ne olacak? – Ceren Sözeri” öğesini okumaya devam et

Haber Nöbeti’ndeyim – Ayşe Yıldırım

“Biz yola çıkmadan mesajı geldi Beritan Canözer’in. ‘Güçlü, umutlu ve heyecanlı olun’ diyordu, 19 Aralık’tan beri tutulduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nden. Haber Nöbeti için Diyarbakır’a giden ilk grupta yer alan 8 gazeteci olarak tam da bunun için yola çıkmıştık.” 

CaOyNoEUUAAY0sF

Biz yola çıkmadan mesajı geldi Beritan Canözer’in. “Bu ülkenin heyecanlı ve umutlu gazetecilere ihtiyacı var. Ancak umutlu ve heyecanlıysanız halkın sesini daha güçlü duyurabilirsiniz. Güçlü, umutlu ve heyecanlı olun: Halkınız için…” diyordu Beritan, 19 Aralık’tan beri tutulduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nden. Beritan 16 Aralık’ta Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağını protesto gösterisini izlerken “heyecanlı” olduğu için gözaltına alınmıştı oysa. Hem de çatışma yaşanan bölgelerde halka korku salan siyah Ranger’lara bindirilerek. Ama çok iyi biliyordu ki bu meslek heyecan duymadan yapılmaz.

Haber Nöbeti için Diyarbakır’a giden ilk grupta yer alan 8 gazeteci olarak tam da bunun için yola çıkmıştık. Bölgedeki meslektaşlarımızın hangi koşullarda çalıştığını aslında uzaktan da olsa biliyorduk. Sadece gerçeğe ulaşmada karşılaştıkları zorluklar değil bir de yaşam haklarına dönük baskılar ve saldırılarla boğuşuyorlardı. Kiminin yazdığı haber ertesi gün tanınmayacak hale geliyordu çalıştığı kurumun durduğu “siyasi” pozisyonu nedeniyle. Kiminin de -ki onların sayıları azımsanmayacak seviyedeydi- başına silah dayanıyor, tartaklanıyor, tehdit ediliyor, gözaltına alınıyor, kurşunlanıyordu.

Ülkenin Batı’sında devlet eliyle yaratılan karartma ortamında hem onların hem de bölgede yaşanan gerçeğin sesini duyurabilmek amacımız. Yani halkın haber alma hakkına sahip çıkmak.

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin dediği gibi “elimizden geleni” yapmak. “Bir karınca ben hacca gidiyorum demiş. Bu ayaklarla mı gideceksin, varmadan ölürsün demişler. Olsun demiş karınca, hiç olmasa hac yolunda ölürüm.” Dicle bu hikâyeyi anlattıktan sonra, “Herkes elinden geleni yapacak. Yapacak bir şey kalmasa da dua edecek” diyordu.

Her yer nöbet 

Demokratik Toplum Kongresi’nin önünde eğitimciler, belediye binasının önünde sağlıkçılar, Sümer Park’ta anneler nöbette. Artık nöbettaşız. Ama işimiz gereği bir yerde durmayıp dolaşıyoruz.

Parktaki annelere gidiyoruz. Çocuklarının fotoğrafları kucaklarında 15 gündür bekliyorlar. Sur’da öldürülmüş çocuklarının cenazesini istiyorlar. Soruyoruz ama biraz sonra acılarını tekrar tekrar yaşattığımıza üzülüyoruz. Gözyaşlarıyla anlatıyor anneler:

“Benim kızım Suriçi’ndeydi. Oğlumla almaya gittim. Orada kaybettim oğlumu. 57 gündür haber alamıyorum. Daha bir yıllık evliydi. Cenazeleri almaya gidiyoruz silahla yolumuzu kesiyorlar.”

5 cenazenin 20 günden beri Sur’da bekletildiğini söylüyor başka bir anne. Biri de onun oğlu

“Biz Sur’da yaşıyorduk. Oğlum orada katledildi. Allah bilir cenazesi nerede. Aralıkta 19 yaşına girdi. Artık hiçbir şey istemiyoruz cenazelerimizi versinler yeter. Yazık, günahız. Sur’da oturmak suçtur. Benim 6 çocuğum vardı. Şimdi diğerleri nerededir, ne yapıyorlar bilmiyorum. Darmadağın olduk. Ben gelip burada bekliyorum, akşam belki bir yerlerde buluşursak buluşuyoruz. İnsan insana bunu yapar mı?”

Annelere destek için Bismil’den kalkıp gelen anneler de orada. Diyarbakır girişinde yollarının kesildiğini söylüyorlar. Ama engelleri aşıp cenazelerini isteyen annelerin yanına ulaşmışlar.

Annelerin ardından bacağından vurulan ve terör örgütü üyesi iddiasıyla gözaltına alınan daha sonra serbest bırakılan İMC kameramanı Refik Tekin’i ziyaret ediyoruz. Refik, Cizre’de yaralanmasına rağmen kamerasını çalıştırmaya devam etmiş ve yaşanılan gerçeği herkesin görmesini sağlamıştı.

“Kamuoyunun bunu görmesi lazım diye düşündüm” diyor o anları anlatırken. Yaşadığı anlaşılırsa bu kez öldürmek için yeniden ateş açılacağını düşünmesine rağmen tek eliyle kamerasını açık tutmuş. Cizre’de yasak ilan edildiği günden beri oradaymış Refik. 38. günde vurulmuş ama onun öncesinde de neredeyse her gün vurulma ya da gözaltı tehdidi altında kalmış:

“Gazeteciler başını dışarıya çıkaramıyordu. Bir sivil halkla konuşan herkes gözaltına alınıyordu. Neden konuşuyorsun, niye çekiyorsun diye sorup akşama da serbest bırakıyorlardı.”

Vurulduktan sonra hastaneye giderken polislerce darp edildiğini biliyorduk Refik’in. Ama bilmediğimiz başka şeyler daha anlatıyordu Refik:

“Silah sesleri durduktan sonra beni iki yaralıyla birlikte bir ambulansa bindirdiler. Sonra kaymakamlığın önünde durdurdular. Bir sivil polis sırtımdan sürükleyerek indirdi duvarın dibine götürdü beni. Bacağıma ve başıma tekme atarken bir yandanda ağır hakaret ve küfür ediyordu. Türk’ün gücünü göreceksiniz pis teröristler gibi.”

Niye kaymakamlığın önünde durduklarını anlamadığını söylüyor Refik ama gördüğü işkence ve hakaret hastanede de sürmüş. Tekerlekli sandalyeyle hastaneye girerken yol boyunca bazı askerler ve sivil polislerce dövülmüş.

Bacağına giren kurşun kaval kemiğini parçaladığı için 40 santimlik bir platin takılmış. 1.5 yıl boyunca o platinle yaşayacak Refik. Şimdilik ise 2 ay boyunca yatağa bağlı.

Tüm yaşadıklarına rağmen Refik gazetecilik görevini yaptığı için mutlu ama yaşanılan sürecin ağırlığı nedeniyle ruhen de yaralı:

“Kötü olan tüm bunlar yaşanırken gazetecilerin görevini yapamaması. Oraların anlatılamaması.”

Bu haber Haber Nöbetim bloğuyla birlikte Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı

Sürdürülebilir bir dayanışma için ilk gün – Ceren Sözeri

“Bir sonraki durağımız JINHA Haber Ajansı. JINHA kadın odaklı habercilik yapan bir ajans. Ekipteki erkek gazeteci arkadaşlar bizden daha heyecanlı. Kendilerini dışlayan bir alana özel izinle girmiş gibiler.”

IMG_2020

“Sürdürülebilir bir dayanışma için ilk gün – Ceren Sözeri” öğesini okumaya devam et

Hatip Dicle: Daha önce böyle korkunç bir süreç yaşamadık – Tunca Öğreten

“Dayanışma kampanyasından duydukları memnuniyeti dile getiren yetkililer, kısa görüşmede, ana akım medya ve yarı resmi haber ajansı AA muhabirlerinin, istihdam kaygılarından dolayı bu kıymetli kampanyaya destek vermekten kaçındığını söyledi.”

hatip-dicle1

Türkiye’nin batısında görev yapan gazetecilerin hayata geçirdiği Haber Nöbeti’nin ilk ekibi olarak dün Diyarbakır’a vardık. “Hatip Dicle: Daha önce böyle korkunç bir süreç yaşamadık – Tunca Öğreten” öğesini okumaya devam et

“80’leri 90’ları yaşamama rağmen böyle bir durum görmedim” – Said Sefa

36183-icerik (3)‘Haber nöbeti’ne giden gazeteciler Diyarbakır’a ulaştı. Gazeteciler Diyarbakır’a ulaşır ulaşmaz ayaklarının tozuyla Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Hatip Dicle’yi ziyaret etti. Aralarında Haberdar Genel Yayın Yönetmeni Said Sefa’nın da bulunduğu gazetecilere açıklamalarda bulunan Hatip Dicle, “Siyasal sorunlar şiddet yöntemiyle çözülemez” vurgusu yaparak AKP’nin tutumunu İttihat ve Terakki’nin tutumuna benzetti. ““80’leri 90’ları yaşamama rağmen böyle bir durum görmedim” – Said Sefa” öğesini okumaya devam et

Nöbete çağrı

Gerçeğin peşindeyiz, meslektaşlarımızın yanındayız

7 Haziran seçimlerinin ardından yeniden hayatımıza giren çatışma can almaya devam ediyor. Gerçekler yayın yasakları ile gizlenmeye, gazeteciler baskılar ile susturulmaya çalışılıyor.

Sokağa çıkma yasaklarıyla gerçeklerin karartılmaya çalışıldığı bölgede görev yapan meslektaşlarımız ise yoğun baskılara maruz kalıyor; çalışmaları engelleniyor, kafalarına silah dayanıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 30 meslektaşımız hâlâ cezaevinde tutuluyor. “Nöbete çağrı” öğesini okumaya devam et