Gerçeğin peşindeysen, Haber Nöbeti için oy ver!

00.jpg

Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’nin düzenlediği, 2016 yılı En İyi Online Aktivizm (Best of Online Activism – Bobs) ödüllerinde Haber Nöbeti finalde.

2300 aday arasından finale kalmayı başaran ve Yurttaş Gazeteciliği kategorisinde başka ülkelerden 13 adayla yarışan Haber Nöbeti için oy kullanmak çok kolay.

Bilgisayarınızdan https://thebobs.com/turkish/ adresine, cep telefonunuzdan https://thebobs.com/turkish/app sosyal medya hesaplarınızla giriş yapabilir ve Yurttaş Gazeteciliği kategorisi altında Haber Nöbeti’ni bularak oy kullanabilirsiniz. 2 Mayıs tarihine kadar her gün oy kullanabilirsiniz. Ayrıca farklı sosyal medya hesaplarınızdan da ayrı ayrı oy kullanmanız mümkün.

#GazetecilikSuçDeğildir ve #GerçeğinPeşindeMeslektaşlarımızYanındayız sloganlarıyla yola çıkan Haber Nöbeti’ne bugüne kadar 68 gazeteci katıldı. Nöbetçiler çatışmalı bölgelere giderek oradaki meslektaşlarıyla beraber çalıştı, haber takip etti, 200’den fazla habere, izlenime, yazıya imza attı. 

Haber Nöbeti, çatışmalı bölgelerden yazılan haberler üzerindeki sansürün kırılmasına katkı sunabilmek için, geleneksel medya mecralarının tıkanıklığına alternatif olarak Twitter’da @haber_nobeti hesabından, Facebook’ta Haber Nöbeti sayfasından ve tüm yazıların toplandığı www.habernobetim.wordpress.com adresinden, haberin peşinde olan okuyucu/izleyici ile buluştu. 

Siz de gerçeği çatışmalara kurban vermemeye kararlıysanız ve #GazetecilikSuçDeğildir diyorsanız Haber Nöbeti için oy kullanın. Haydi, hemen şimdi! Bugün ve yarın!

Haber Peşinde – Nevin Sungur, Hale Şerif

Nevin Sungur ve Hale Şerif tarafından hazırlanan, 6 Nisan tarihinde İMC Tv’de yayınlanan Haber Peşinde programında Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşma süreçlerinin yanısıra Haber Nöbeti’ne de yer verildi. Programda, Can Dündar neden Diyarbakır’da tutuklu gazeteci Beritan Canözer’in duruşmasına katıldığını anlatırken, Cengiz Çandar’dan Mahmut Bozarslan’a çok sayıda gazeteci ülkede mesleğin içinde bulunduğu ağır koşulları değerlendirdi.

Haber Nöbeti’nde son ders

IMG_2500.jpg
Bu fotoğrafı çektikten sonra polislerce “yakalandım” ve karakola götürüldüm.

Haber Nöbeti’nin sekiz haftalık ilk bölümünün ardından, geçen hafta kapanış için gittiğim Diyarbakır’da, tam finale yaraşır olaylar yaşadım. Tek kare fotoğraf yüzünden polislerce suçüstü “yakalandım”, karakola götürüldüm. Nöbetçiyken, ucundan tattığım bölgede devlet baskısı altında gazeteciliği, bir de polis nezaretinde gördüm, öğrendiklerimi pekiştirmiş oldum.

Bölgede meslektaşlarımın yaşadıklarının yanında esamisi okunmaz ama size hem bölgede sürekli yaşanan haksızlığı ve hukuksuzluğu bizzat nasıl tecrübe ettiğimi anlatmak isterim, hem de Kürt gazeteciler Beritan Canözer, Baran Ok ve Nazım Daştan davalarında bu keyfiliğin iddianamelere nasıl yansıdığını… “Haber Nöbeti’nde son ders” öğesini okumaya devam et

Fırat Duymak: Gazetecilik bodrumda ölen babamın vasiyetiydi – Fatih Polat

Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer

Mahmut Bozarslan ve Hatice Kamer Kürt illerinde “serbest” ya da “bağımsız” gazeteci olmayı anlatıyorlar…

 “Köyümüz üç kez yakıldı. Lice’ye bağlı Akro diye geçer. Dedeme büyük dedesinden kalma bir ceviz ağacımız vardı. Böyle, çapı üç metre falan vardı. Çok değer verdiğimiz bir ağaçtı, atadan dededen kalma. O ağaca top mermisi isabet etmişti. Paramparça oldu. O ağacı gördüğüm zaman oturup ağlamıştım. Hiç unutmadım onu.”

Diyarbakırlı serbest gazeteci Mahmut Bozarslan’ın 90’lar deyince hatırladıkları.

Kürt illerinde konuştuğunuz herkese, 90’lardan ne hatırlıyorsun diye sormak gerekir aslında. Bugün yaşananlar karşısındaki duygularını o zaman biraz daha iyi anlarsınız. “Çatışma ortamında serbest gazetecilik: Kimden yanasın – Kumru Başer” öğesini okumaya devam et

Suriçi’nde Yarı-Ablukada Yaşam – Elif İnce

‘Haber Nöbeti’ için 24-25 Mart’ta Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, tarihi Suriçi’ndeydim. Burada aylardır süren sokağa çıkma yasağından sonra, savaşın tek izi yıkık dökük binalarda değil: yasaklı sokaklar ve adım başı polis kontrolü hala olağanüstü hali devam ettiriyor. Mahalleli evinin durumunu soruyor, esnaf mağduriyetten başka bir şey anlatamıyor. Ortak istekleri, yaşamın biran önce olağan akışına dönmesi.

Önce kısa bir hatırlatma: Diyarbakır merkez Sur ilçesi’nde sokağa çıkma yasakları Tahir Elçi öldürüldükten birkaç gün sonra, 2 Aralık 2015’te başladı. İçişleri Bakanı Efkan Ala, 9 Mart’ta “operasyonların sona erdiğini” açıkladı ancak basında yer alan haberlere göre yasaklar 17 Mart itibariyle hala bazı sokaklarda (“arama tarama faaliyetlerinin sürmesi dolayısıyla bir müddet daha”) devam ediyordu. Özetle, 4 aya yakın süren bir sokağa çıkma yasağından çıkmış bir Amed’deydik. “Suriçi’nde Yarı-Ablukada Yaşam – Elif İnce” öğesini okumaya devam et

Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan

Diyarbakır’a son gidiş sebebim, uluslararası bir insan hakları konferansına katılmak ardından da Mithat Sancar’la birlilikte hazırladığımız program için Diyarbakır baro başkanı, hukukçu Tahir Elçi’yle konuşmaktı. Gittik, o programı yaptık. Başlık; “İnsan haklarının ağır ihlalini oluşturan suçların etkili bir şekilde soruşturulmasında dünya deneyimleri” idi. Haliyle gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler, işkenceli sorgularda ölümler vb suçların cezadan muaf olması gibi sorunlardan bahsettik. Elçi, 90’yı yıllarda yoğun işlenen bu suçlarının faillerinin hala hesap vermemiş olduğunu, onların devletin bazı görevlilerinin özellikle JİTEM’in yargılanmamış olduğunu hatırlattı. Sivil insanların sokaktan alınıp gözaltında kaybolduğunu, öldürüldüğünü söyledi. “Bir süre sonra yol kenarlarında, köprü altlarında cesetleri bulunuyordu. Bazı istisnalar dışında mağdurların adalet arayışı gerçekleşmedi. Amacımız dünya hukukçuları, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin temsilcileriyle birlikte bu sorunları masaya yatırmak, buradan sonuç çıkarmak ve çözüm üretebilmek, çıkan yol haritasıyla, biz nereye gidiyoruz, ne yapacağız, bunu sorgulamaktı” dedi. Program böyle başlamıştı. “Kültürel soykırım, Sur ve Tahir Elçi – Esra Yalazan” öğesini okumaya devam et