Haber için ‘nöbet’ tutmak – Ali Akel

photo_2016-04-01_09-45-44 (1)
Ali Akel (soldan dördüncü) Gün Tv’de meslektaşlarıyla birlikte.

Yaklaşık 20 yıl kadar önce Amsterdam’da Kürt sorunu ile ilgili bir toplantıyı izlemiş, sonrasında basın için ayrılan bölümde haberi yazmaya koyulmuştum. Sağ tarafımda aynı toplantının haberini yazan Türkiye’den bir meslektaşım, bilgisayarının ekranını bana çevirip, “Baksana, nasıl olmuş?” diyerek, yazmakta olduğu haberini gösterdi. “Haber için ‘nöbet’ tutmak – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

Tarihe düşülen bir not olarak Haber Nöbeti – Eyüp Tatlıpınar

_XwO3gNE.jpg-large
Eyüp Tatlıpınar Haber Nöbeti ekibinden Ali Akel ve Diyarbakır’daki meslektaşları Rojin Oğurlu, Ferat Mehmetoğlu’yla birlikte

Haber Nöbeti’ni, Diyarbakır’a gitme önerisini ilk duyduğumda zor koşullar altında haber peşinde koşan gazetecilere mütevazı bir destek, yaşananların aktarılması bakımından tarihe düşülecek bir not, dayanışma açısından içinde bulunduğumuz kasvetli ortama açılan bir pencere olarak kafamda canlandırmıştım. Daha çok sembolik bir anlamı vardı benim için.
“Tarihe düşülen bir not olarak Haber Nöbeti – Eyüp Tatlıpınar” öğesini okumaya devam et

Direniş deryasında bir damla – Semiha Şahin

photo_2016-03-31_23-12-27
Semiha Şahin (soldan beşinci), Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eşbaşkanları Hakkı Boltan ve Nevin Erdemir’in ev sahipliğinde yapılan, 6. haber nöbetinin ilk toplantısında. 

Küçük bir söz bizimkisi, umutlu günlere katık olsun

Gecenin karanlığını yırtıyordu martılar. Daha önce hiç duymadığım şiddette bir patlama sesi ve ardından martıların çığlıkları. 3 Aralık 1994. Özgür Ülke bombalanmış, gazete dağıtımcısı Ersin Yıldız onlarca özgür basın şehidi arasına ismini yazdırmıştı.

“Bu ateş sizi de yakar” manşeti atıldı ertesi günkü baskıda. O gün anladım, özgür basının iktidarlar için ne anlama geldiğini. “Direniş deryasında bir damla – Semiha Şahin” öğesini okumaya devam et

Haber Nöbeti’nden sesler – Mürüvet Küçük

belediye-6.grup.jpeg
Mürüvet Küçük (sağdan üçüncü) 6. Haber Nöbeti ekibi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’yla birlikte

Dizginsiz devlet terörünün tırmanışa geçtiği, ezilenden-mazlumdan yana gazetecilik yapmanın güçlü moral değerler, en azından etik bir tutumu gerektirdiği günlerde başlayan Haber Nöbeti bu dönemin anlamlı girişimlerinden biriydi. Medyanın tekelleştiği; bu tekelleşmenin, çürümenin toplumsal bir kültüre dönüştürülmesinin aracı kılındığı böylesine “karanlık” bir tablo içinden mütevazı da olsa böyle bir gedik açmak değerlidir. Bu gedik her şeyden önce Cizre’de, Sur’da, İdil ve diğer yerlerde yaşanan vahşetin bambaşka bir gerçeğe dönüştürülerek kitlelerin şovenizm zehiriyle sarhoş edilmesine karşı alınmış namuslu bir tutumun ifadesidir. Oralarda canları pahasına halkın ve gerçeğin sesini duyuran gazetecilere verilmiş moral destek anlamındaysa pahası yoktur diye düşünüyorum. Haber Nöbeti’nin 6. ekibiyle bu duygu ve düşüncelerle birlikte Amed’e gittim. “Haber Nöbeti’nden sesler – Mürüvet Küçük” öğesini okumaya devam et

Gerçekler eninde sonunda kitlelerle buluşacak – İslam Özkan

islamozkan (1).jpg
İslam Özkan (kırmızı tişörtlü) Özgür Gün Tv özel yayınında

Toplumu insani hasletlerinden soyutlama girişimlerinin pik yaptığı bir dönemde hakikati arama aşkıyla ortaya çıkarak gerçeğin peşinde koşmak başlı başına emeği değerli kılan bir şey. Böyle olduğuna inandığım için de Cizre ve Diyarbakır’a geldim.

Bir gazeteci olarak bu gerçeklerin paylaşılmasına ilişkin önemli bir ikilem yaşadığımı söylemeliyim. Bir taraftan yalanlarla kuşatılmış, hakikatin ışığının aydınlatmasına izin verilmeyen bir kitle ile karşı karşıya olmamız gerçekleri kitlelere aktarmayı insani bir görev haline getirirken bölgede yaşananlara yönelik duyarsızlık, toplumda ve sosyal medyada yükselen linç pskilojisi gibi nedenler ise bu hakikat arayışının bilinç altında beyhude bir çaba olduğuna ilişkin bir umut kırılmasına dönüşüyordu. Bu iki olgu arasındaki sıkışmışlık, gerçeği öğrensek bile bunun ne işe yarayacağına ilişkin zihnimizde soru işaretleri oluşturuyor, bunun kullanım değerine ilişkin bir sorgulamaya yol açıyordu.  “Gerçekler eninde sonunda kitlelerle buluşacak – İslam Özkan” öğesini okumaya devam et

Hendek’in stratejisi, siyaseti ve HDP – Ali Akel

akel-2-ss

Hendek madalyonunun bir yüzünde ‘strateji’ diğer yüzünde ise ‘siyaset’ var. Madalyonun her yüzünde ise birer soru. İlki, hendek stratejisi ve siyaseti HDP’nin sonunu getirebilir mi, sandığa gömebilir mi? Diğeri ise HDP hendek stratejisine ve siyasetine kurban edilebilir mi, edilirse sonuçları ne olur? “Hendek’in stratejisi, siyaseti ve HDP – Ali Akel” öğesini okumaya devam et

Sur’un “yasaksız” tarafı – Ümit Kıvanç

Haber Nöbeti için 6. ekip olarak Diyarbakır’da bulunduğumuz bir haftalık dönem, Sur’daki çatışmaların son günlerine denk geldi. Sur’un “yasaksız” kısmında önce İMC televizyonundan arkadaşlarla dolaştık. Tam biz iki GBT taraması ve bir kimlik karşılaştırma işleminden sonra oraya girmişken operasyonun bittiği ilan edildi. Esnaf erkenden dükkânını kapatıyordu, bazılarıyla azıcık sohbet edebildik, o kadar.

Birkaç gün sonra, Sur deyince, Amed-Diyarbakır deyince akla ilk gelen isimlerden biriyle, yazar Şeyhmus Diken’le, yine “yasaksız” kısımda dolaştık. Kırk kişiyle selamlaşıldı, elli kişiden “hele gelin çay için” daveti alındı. Bunlardan bir kısmının dükkânı, evi -ya da kilisesi; çünkü bunlardan biri Keldanî kilisesinin yönetim kurulu başkanıydı- çatışma bölgesinde bulunuyordu, yerinde durup durmadığı, yıkılıp yıkılmadığı belli değildi. Şeyhmus ile birlikte önce artık oraların en eskisi sayılan saatçi Celal Usta’ya uğradık, kopmak üzere olan saat kayışımı tamir ettirdik. Böylece sırf işleviyle tanımlı, gayet manasız bir gündelik nesnenin ne yazık ki bolca acıya bulanmış bolca hatıra ile yüklenişine sebep olduk.

Sur (non-restricted area)

“Sur’un “yasaksız” tarafı – Ümit Kıvanç” öğesini okumaya devam et