Yüreği kendinden yaralı bir coğrafya – Yusuf Nazım

 

photo_2016-04-01_00-14-49
Yusuf Nazım (kırmızı atkılı) nöbet tuttuğu DİHA’da meslektaşlarıyla birlikte

Borçluyduk!

Borçluyduk, dili kırık olduğu için azar işiten sıra arkadaşımıza, teni kara diye hor görülen komşumuza, adı eşkıyaya, kaçakçıya çıkmış köylümüze.

Borcumuz vardı onların yaşadıkları topraklara.

İşte bu yüzden Haber Nöbeti’ndeydik.

İşte bu yüzden, Haber Nöbeti’nde bir avuç insandık.

Bu yüzden vardık Diyarbakır’a, Sur’a, Bağlar’a. Bu yüzden kulak verdik sokaklara; Keçi Burcu’na, Yedi Kardeşler’e, Hevsel’e…

Ve orada taşı, betonu, demiri ve çeliği gördük; taşın kırılmasına, betonun parçalanmasına, demirin ve çeliğin bükülmesine tanıklık ettik.

Vardığımız coğrafya etin çürüdüğü, kemiğin tutuştuğu, insanın ve tarihinin bir moloz yığını halinde birbiriyle karışarak nehirlerle buluştuğu bir coğrafyanın adıydı.

Buna tanıklık ettik!

Biliyorduk ki savaşta en önce gerçekler ölürdu. Ve Cizre’de, Silopi’de, Sur’da ve daha nice nice yerlerde gerçekler her an, her dakika, her saat ölüyordu!

Ve biz tanığıydık ki bu topraklarda, hemen her yerde gerçekler acımasızca öldürülüyordu.

Üstelik gerçekler, her gün ışık hızında öldürülüyor, öldürülen gerçekler üzerine büyük yalan kuleleri inşa ediliyordu.

İşte biz, bir avuç insan, gerçekler katledilmesin diye nöbete kaldık.

Ne kadar sokulduk bu kente, bilmiyorum.

Ne kadar dokunabildik onların hayatlarına; el sürüp kanayan yaralarına, ne kadar yakından hissedebildik acılarını, bilmiyorum…

Ama biliyorduk ki, borcumuz vardı bu insanlara, borçluyduk bu topraklara; On Gözlü Köprü’süne, Surp Giragos’a, Ulu Camii’ye, Dört Ayaklı Minare’ye; borcumuz vardı Taybet Ana’ya, Cizreli Hüseyin’e, Rozerin’e ve diğerlerine…

Borcumuz vardı, inşa ettikleri yalan kuleleri üzerinden her gün ölüme gönderilen Soma’lı madenciye, Manisa’lı çiftçiye, Tuzla’lı emekçiye; onların yetim kalmış çocuklarına…

Borcumuz vardı Haber Nöbeti’nden dönerken, sevimli, çocuk bakışlı meslektaşımızın “bizi unutmayın” diyen sesine.

Borcumuzu ödemek için oradaydık.

Sokaklarında gizli gizli kameralar taşıdığımız o yer, yüreği kendinden yaralı bir coğrafyaydı, ödeyemedik!

Ve hala borcumuz kaldı onlara.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s