Aktivizm ile iliştirilmişlik arasında savaşta gazetecilik: Haber Nöbeti üzerine düşünceler – Nermin Pınar Erdoğan

IMG_2401.jpg

– Siz haber yaparken gaz maskesi kullanıyor musunuz?

– Kullanırsak halkın tepkisi olur. Hem halk kullanamıyorken bizim kullanmamız garip.

Diyarbakır’da bir kadın gazeteci bu cevabı verdiğinde düşünmeye başladım profesyonel gazetecilik ile aktivizm arasındaki ilişkiyi. Bu gazeteci kadın, çatışmanın en yoğun olduğu günlerde Diyarbakır’ın Sur mahallesinde kalmış; yakınlarının, arkadaşlarının yaralanmasına, ölmesine tanıklık etmiş, beraber büyüdüğü insanların, komşularının maruz kaldığı işkenceyi, şiddeti bire bir gözlemlemiş, birçoğunu –gizliden gizliye ifade etse de- kendisi de yaşamış.

“Savaş muhabirleri, savaşları, savaşların taraflarıyla birlikte yaşarlar. Gazeteciler savaşın doğrudan konusu ve aktörü değildir ama savaş alanında, cephede, cephe gerisinde bütün yaşananları, ilk elden, satırbaşlarıyla da olsa, tarihe not düşerler.” Gazeteci Mete Çubukçu’nun “Ateş Altında Gazetecilik” kitabında bu sözlerle betimlediği savaş muhabirliği, ateş altında, üzerine beyaz bayrak asılmış jiplerle görece korunaklı ve yine görece objektif bir konumda gerçekleştirilen bir eylem gibi düşünülüyor. Ancak bir gazeteci kendi şehrinde yaşananların bir öznesi haline geldiğinde, gazetecinin taşıdığı beyaz bayrağın hükmü bir soru işaretine dönüşüyor.

30 yılı aşkın bir süredir devam eden, yüzyılı aşkın bir sürelik tarihi olan bir savaşın hüküm sürdüğü şehirlerde büyüyenler için, özne olma hali kaçınılmaz. Bu, bu coğrafyalarda gazetecilik yapmak isteyenler için de geçerli. Aynı gazeteci arkadaşımla Bağlar’da bölgeyi değerlendirirken sordum:

– Pekiyi bu anlattıklarını neden haberleştirmiyorsunuz?

– Eğer bunu haberleştirirsek, gündeme taşırsak, bazı dengeleri bozabilir, savaşın, çatışmaların başka noktalara kaymasına sebep olabiliriz.

Üstü kapalı bir şekilde belirtmeye çalıştığım bu analiz, teknik anlamda “editöryel bakış” olarak tanımlanabilecek olsa da, fiiliyatta ancak savaşın öznesiyseniz düşünebileceğiniz ve hesaplayabileceğiniz bir düşünme biçimini işaret ediyor. Ve bu incelik, gazeteciliğin temelinin dönüşümünü bize düşündürmek zorunda: gazetecilik artık demokratik sistemde yasama yürütme ve yargı organlarının faaliyetini sorgulayan bir eylem değil!

Propaganda, savaş makinesinin en büyük silahlarından biriyken, savaşın öznesi haline gelen gazeteci, bu makineye karşı çıkabilmek için taraf olmak, aktivist bir bilinçle hareket etmek zorunda. Çözüm odaklı gazetecilik, hak odaklı gazetecilik, yurttaş gazeteciliği gibi kavramlar hep bu aktivist bakış açısının gazetecilik pratiğini sorgulamasıyla ortaya çıkan kavramlar. Bu yüzden de haber nöbeti süresince konuştuğum gazetecilerin hemen hepsi, gazeteciliğin temel pratiklerini de sorgulattı bana. Gazetecilik, bu koşullarda, demokratik işleyişi sorgulayan bir bekçi değil, işleyişin kendisini sorgulayan bir eylemciliktir artık. Bu eylemcilik de bir yanda iliştirilmiş gazetecilik ile propaganda mekanizmasına hizmet eden, diğer yanda ise can güvenliği, geleceği olmayan, bu propagandaya karşı bir cephenin parçası haline gelen gazeteciler doğuruyor.

Diyarbakır’dan ayrılırken arkadaşlarımla vedalaşıyorum:

– Kendine iyi bak Pınar

– Asıl siz iyi bakın, bize lazımsınız!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s