Kürdün hikayesinde Türk-İslamcılığının iflası – Ali Akel

Türk-İslamcılığının siyasi pratiğinin Kürt sorununun çözümünde iflası beklenmeyen bir şey değildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisine uyumlu olarak şekillendiği, devletin Kürt politikasında rejimin sacayaklarından birini oluşturduğu göz önüne alındığında; Türk İslamcıların iktidarında bugün ortaya çıkan manzaraya çok da şaşırmamak gerekir.

Fazla uzağa gitmeden, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bugüne baktığımızda devlet askeri-siyasi var gücüyle Kürtleri ezme, sindirme, asimile etme, diz çöktürme, iradesini yok etmeye yönelik politikalarını sahnelerken; Türk İslamcılığı, buna esaslı bir itiraz yükseltmedi. Aynı süreçte devlet, söz konusu siyasetin iktidarını engellemek için kontrol ve baskı mekanizmalarına (94 mahalli seçimlerinde yükselen İslamcı dalgayı 28 Şubat post-modern darbesiyle durdurmak gibi) başvururken, mezkur anlayış, Kürtlerle savaşımında rejimin kullandığı maddi ve manevi geniş bir havuz vazifesi gördü, görmeye de devam ediyor.

90’ların başında dışarda demokrasi ve özgürlükler alanında kaydedilen gelişmeler, buna paralel olarak içerde edinilen tecrübeler, Türk-İslamcılığı iktidara yürürken iyimser olmayı gerektiriyordu. Nihayetinde, yarı askeri yarı siyasi sol/laik ulusalcı siyasetin dışlama, ötekileştirme politikalarına maruz kalan ve mağduriyetler yaşayan bu siyaset, 3 Kasım 2002’de AKP ile iktidarı ele geçirdi. Ve, yukarıda birkaç cümle ile özetlenen sebeplerden dolayı özellikle Kürt kamuoyunda seleflerinden farklı davranabileceği beklentisini oluşturdu.

Kürt silahlı hareketinin (PKK) tetikten elini çektiği elverişli bir zeminde iktidarını pekiştiren AKP iktidarı, Kürt sorununun çözümünde başlarda beklentiler doğrultusunda seleflerinden ayrışma alametleri gösterdiyse de devletin Kürt ezberini okumaya devam ettiği bugün açık bir şekilde ortaya çıktı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi 21 Mart 2013 Newroz mektubundan kısa bir süre sonra hükümetin mektubun diline yakın bir dil kullanmasına dikkat çekmiş ve şu soruyu sormuştuk: “Kullanılan dilin aynı olmaya yakın düzeyde benzer olması aynı ruha işaret ediyor mu?”

Cizre’de, Sur’da yaşanan ve şimdi Şırnak, Yüksekova, Nusaybin gibi yerleşim merkezlerinde yaşanmakta olanı anlamaya şu alıntı yeterince ışık tutacaktır:

“Türklere ve Kürtlere “kendi öz kültürleri ve uygarlıklarına uygun” bir sistem kurma çağrısının yapıldığı mektupta, Öcalan’ın şahsında Kürt tarafının eşitlik temelinde barış talebi gayet açıktır. Ortada somut bir kazanım olmadan Öcalan’ın PKK güçlerini sınırın ötesine çekilme çağrısı yapmasının sadece örgüt kadroları arasında değil, genel olarak Kürtler arasında sessiz bir tartışmanın fitilini ateşlediğini buraya not düştükten sonra mektubun doğurduğu iki önemli sonuca daha işaret etmemiz gerekir. Birincisi, Erdoğan’ın “Biz çözüm için her yola başvururuz. Baldıran zehri içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz” dediği zehri, Öcalan, milyonların önünde içmiştir. İkincisi ise, 21 Mart tarihi itibariyle Kürt tarafının barış masasını tekmeleme ihtimal ve argümanı ortadan kalkmıştır.” (Türk ‘abi’ de ‘devlet baba’ya isyan eder mi? T24. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz.)

Ortaya, peki sonra ne oldu diye bir soru atmak anlamsız çünkü olanı hep beraber yaşıyoruz; İmralı, Ankara, Kandil hattında 2.5 yıl süren görüşmeler sonunda istediği sonucu alamayan hükümetin/devletin masayı tekmelemesi; bunun insanda ve mekanda yarattığı ağır tahribat!..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat 2015 Dolmabahçe fotoğrafı ve mutabakatını reddetmesi…

Başbakan Ahmet Davutoğlu hükümetinin süreci sahiplenmeyip ortada bırakması…

Abdullah Öcalan’ın 5 Nisan tarihinden itibaren İmralı’da tecride alınması…

HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerine bağımsız girmesi yönündeki ağır baskılara rağmen, seçime parti olarak girmesi ve AKP hükümetini iktidardan etmesi…

7 Haziran seçimleri öncesi başlayıp sonrasında Suruç ve Ankara canlı bomba eylemleri ile zirve yapan bir dizi planlı saldırının oluşturulduğu olağanüstü şartlar altında 1 Kasım seçimleri ve AKP’nin iktidarı tekrar ele geçirmesi…

PKK’nin, hükümetin/devletin savaş restini görmesi ve (doğruluğu-yanlışlığı ayrı bir yazı ve tartışma konusu) savaşı şehir merkezlerine çekmesi…

Bugün yaşanmakta olanların özeti budur.

Burada bir virgül koyup şu soruları sorabiliriz; Cizre’dekiler bu yaşananlara yabancı mı? İlk defa mı böyle bir şey yaşıyorlar?

Hayır.

Duvarlarına ilk defa mı yazı yazıldı? Evleri ilk defa mı yakıldı, yıkıldı? Yerlerinden, yurtlarından ilk defa mı edildiler?

Hayır.

Türk bayrağı iç ve dış duvarlarına, kara tahtalarına ilk defa mı çizildi? “Türk’ün gücünü göreceksiniz”, “Türk’ün gücüne itaat et” yazılarıyla, JÖH, PÖH, Esedullah… imzalarıyla ilk defa mı karşılaştılar?

Duvarlarında batıdaki şehirlere benzer imzalarla ilk defa mı selam gönderildi?

Mehter marşlarını, tekbirleri ilk defa mı duydular? Maskeli, sakallı tipler sokaklarında, evlerinde ilk defa mı ayak bastılar?

Tavukları, kedileri ilk kez mi öldürüldü?

Onurları, gururları ilk defa mı çiğnendi. İnsanlık dışı uygulamalarla haysiyetleri ilk kez mi ayaklar altında çiğnendi?

Hayır.

Ya Sur’dakiler? Devletin bu tür uygulamalarına yabancılar mı? İlk defa mı başlarına böyle bir şey geliyor?

Hayır.

Ya Şırnak, Yüksekova, Nusaybin, Silvan, Silopi, Van, Hakkari?..

Hayır.

Dünküler, “Devlet adına kurşun atan da yiyen de şereflidir” diyerek, devletin Kürde zulmünü sahipleniyordu…

Bugünküler, aynı duyguyu kendisine gönderilen resimler üzerinden yaşıyor, duygulanıyor.

Dün, üniformalılar cezaevlerinde, işkence odalarında Kürde avazı çıktığı kadar bağırtarak İstiklal Marşı’nı ve diğer marşları okutuyordu.

Bugün, ülkenin başbakanına ilköğretim okulunda bacak kadar çocuklara İstiklal Marşı’nın tüm kıtaları okutuluyor, son kıtası hep birlikte okunuyor. Hem de ezbere!..

Ülkenin başbakanı çok duygulandığını kameraların önünde canlı yayında anlatıyor!..

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’dan Cizre’de yaşadıklarını dinlerken duymuştum ilk kez ismini. “Mehmet amca” diyordu. “Şu an soyadını hatırlayamadım” diyordu. “25 yıl içinde, çeyrek asırda üç büyük felaket” diyordu…

Mehmet Şahin ve eşi Emame Şahin çocuklarıyla birlikte Cizre’nin Bağlarbaşı Köyü’nde yaşıyorlarmış. Tüm köylüler gibi işlerinde güçlerindeyken, 1990 yılında bir gün devlet gelip kapılarına dayanmış. Şahin çifti ile birlikte tüm köylülere koruculuk dayatılmış. Kabul etmemişler. Köyleri, sahip oldukları her şeyleri yakılmış, yıkılmış.

Öğrendiğime göre, çocuklarıyla birlikte yalınayak Cizre’ye atmışlar kendilerini…

Cudi Mahallesi’ne yerleşmişler. Hayata tutunmaya çalışmışlar. 1992 yılında artan şiddet döneminde evlerine devletin bir roketi isabet etmiş; kızını ve damadını kaybetmiş bu kez Şahin çifti.

Cizre kuşatmaya alındığında aynı mahallede başka bir sokakta oturan kızı Hatice Acar ve diğer çocukları, ısrarlarına karşı anne ve babalarının evlerinde kalmakta ısrar ettiklerini anlatmış. Birkaç yıl önce yaşlılıktan artık gözleri de görmeyen Mehmet Şahin anlaşılan, “Bu halimle gidip kime yük olayım. Kim bu iki yaşlıya ne yapsın, niye zarar versin?” diye düşündü.

Çıkmamışlar evlerinden, terk etmemişler bu kez evlerini.

Kızları Hatice ile telefonla son konuşmalarında iki yaşlı ihtiyar, sular kesik olduğu için yağmur suyu içerek susuzluklarını gidermeye çalıştıklarını anlatmışlar.

Çocukları, anne ve babalarının öldürüldüğünü komşularından öğrenmiş.

Dört gün boyunca alınmamışlar eve.

Yattıkları battaniyenin altında uyurken öldürülmüşler.

Günler sonra belediye görevlileri tarafından evlerinden çıkartılan iki yaşlı çift Şırnak’ta toprağa verilmiş.

Yan yana yattıkları yerde öldürüldüklerinde Mehmet Şahin 78, Emame Şahin 75 yaşındaydı.

Devletin yayımlanan ölüm listesine “terörist” olarak kaydedildiler.

İşte size amasız, fakatsız gerçek bir hikaye. Kürdün gerçek hikayesi.

Çırılçıplak hakikat!..

Dünküler bugünküler aslında… Bugünküler ise dünküler.


Bu yazı daha önce Haber Nöbeti Blogu ve Azadiya Welat’ta Kürtçe olarak yayımlanan şu yazının Türkçesidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s