Fırat Duymak: Gerçekleri yazarak mücadele edeceğim – İsminaz Temel

firat-duymak-diha-muhabiri

Cizre’deki birinci “vahşet bodrumu”nda katledilen babası Mahmut Duymak’ın vasiyeti üzerine gazeteci olan Fırat Duymak, “Şimdi gerçekleri yazarak mücadele edeceğim” diyor.

Haber Nöbeti kapsamında 2016 Newroz kutlamalarının yapılacağı Cizre’ye gittik. Diyarbakır’dan en fazla 3 saat süren yol, GBT kontrolleri, aramalar nedeniyle 4 saat sürdü. Cizre girişinde de durdurulduk.

Haber Nöbeti’nden gazeteciler olarak, HDP, DTK ve HDK eş başkanlarının da aralarında olduğu kalabalık bir heyet ile birlikteydik. Onlar bir süre bekledikten sonra açıklama yapıp ayrıldılar. Öğleden sonra yeniden denemek üzere Mardin’e döndük. Yeniden denedik ve saat 18:00 sıralarında nihayet Cizre’ye girebildik.

DİHA’dan arkadaşların yanına gittik hemen. Hızlı olmalıydık çünkü bir saat sonra sokağa çıkma yasağı başlayacaktı. DİHA muhabiri Cihan Ölmez ve stajyer Fırat Duymak karşıladı bizi.

Fırat, henüz 18 yaşında. Deniz mavisi gözleri, güleç yüzüyle karşıladı bizi. Heyecanını olabildiğince hissettik. Birer çay içip çıktık sokağa. Cudi Mahallesi’ne gittik. Asıl olarak Cihan rehberlik yapıyordu bize. Tanık olduklarını, sıkıyönetim sürecinde yaşanan her şeyi ayrıntılarıyla anlatmaya çalıştı, biz de can kulağıyla dinledik. Kaygısı gerçeklerin herkese ulaşması. Bizim kaygımız da tüm bu gerçekleri Haber Nöbeti aracılığıyla Türkiye kamuoyuna ulaştırmaktı.

‘BABAM MAHMUT DUYMAK BURADA KATLEDİLDİ’

Harabeye dönmüş evlerin bulunduğu, belirsiz sokaklardan ilerliyoruz. “Vahşet bodrumları” Cizre’deki katliamlar sırasında hepimizin gündemiydi.

Aslında yetersiz, orada yaşananları anlatmak bakımından. Cizre Halk Meclisi Eş Başkanı Mehmet Tunç’un 59 kişi ile birlikte katledildiği 1. vahşet bodrumunun bulunduğu enkaza dönmüş binanın önündeyiz. Fırat giriyor söze, “Benim babam da burada şehit düştü.” Susuyoruz… “Babam Mahmut Duymak da buradaydı, o da 59 kişiyle birlikte burada yakılarak katledildi” diyor. Söz bitiyor, yürümeye devam ediyoruz.

Ertesi gün yeniden Fırat ile düşüyoruz yollara. Önce Nuh sonra da Yafes mahallelerine gidiyoruz. Her adımda bir zırhlı araçlar. Aldırış etmeden ilerlemeye çalışıyoruz ama ne mümkün. Defalarca GBT için durduruluyoruz. Dönerken yine 1. vahşet bodrumunun önüne geliyoruz.

Bu kez söz Fırat’ta. Önce kendisini tanıtıyor. Aslında Cizreliler ama 1992’de köy boşaltmalar nedeniyle Mersin’in Tarsus İlçesi’ne göç etmek zorunda kalmışlar. Fırat, 1997’de Tarsus’ta doğmuş. Kendi deyimiyle babasının “Kürdistan sevdası” nedeniyle yeniden Cizre’ye dönmüşler ve Fırat burada büyümüş.

Babasının vahşice katledildiği enkazın üzerinde, O’nu anlatmaya çalışıyor Fırat: “Cizre’ye geldikten sonra babam Irak’a gidiyordu çalışmak için. Sonra burada kalmak istedi ve halde nakliyecilik yaptı. Bir de partide mahalle komisyonunda görev alıyordu.”

ÇIKAMAM…!

Cizre’de ilk sıkıyönetim ilan edildiğinde ilçeye gelen bir belgeselci ile birlikte dolaştığını anlatan Fırat, gazetecilik eğitimi almak için İstanbul’a gidiyor. Yeniden dönmek için yola çıktığında ise sokağa çıkma yasağı ilan edildiği için Cizre’ye giremiyor. Şırnak’ta kalan amcasının yanına gittiğini söyleyen Fırat, şunları anlatıyor: “Bir süre sonra baskılar artınca babamları aradım ‘siz de çıkın’ diye. Ama kabul etmediler. Babam ‘hayır’ dedi, annem, ablam ve küçük kardeşim de çıkmadı. Bir süre sonra ablam aradı, babamla konuşmamı istedi. Yeniden konuştum ama babam yine kabul etmedi. O zaman işte bu bodrumdaydı. Bana, ‘Ben 51 yaşındayım, çok bile yaşadım. Burada 16-17 yaşında gençler var. Onları bırakıp çıkamaya vicdanım el vermez’ dedi, ve çıkmadı.”

Gözleri buğulanıyor, yüzüne bir tebessüm düşüyor Fırat’ın “Babam Kürdistan sevdalısıydı, arada bizi de unutuyordu” diyor. Henüz babası katledilmeden, artık başka çareleri kalmadığı için ablası ve annesinin, küçük kardeşlerini de alarak Cizre’den çıktığını anlatıyor Fırat. Bir süre babasıyla telefonla iletişim kurduğunu söyleyen Fırat, “En son Med Nuçe’ye bağlantı yaptı. Durumlarının iyi olmadığını ama başlarının dik olduğunu söyledi. Ondan sonra defalarca aradık ama ulaşamadık” diyor.

“Babamın da çıkıp gelmesini bekliyorduk” diyor Fırat. Katledildiklerini ise TRT’nin “Cizre’de bir bodrumda 60 terörist öldürüldü” başlığıyla verdiği haberden öğrendiklerini söylüyor. İnanamıyorlar, araştırıyorlar ve doğru olduğunu öğreniyorlar.

‘BABAMI 5 KİLO KEMİK OLARAK VERDİLER BİZE’

Sonra daha zorlu bir süreç başlıyor. Ablası Mardin’e gidiyor DNA için kan örneği vermeye. Fırat ise Silopi, Cizre ve Şırnak’taki morgları gezerek, babasını teşhis etmeye çalışıyor. “Devletin cenazelerimize nasıl eziyet ettiğini, nasıl vahşet uyguladığını o gün gördüm. Yakılmıştı hepsi” diyen Fırat, babasını teşhis edemediğini söylüyor. DNA sonucunda babasının cenazesinin Habur’da olduğu netleşiyor ve almaya gidiyorlar. Fırat, o anları da şöyle anlatıyor: “Amcam, ablam ve ben gittik almaya. Bize bir cenaze verdiler, tabutun üzerini açmamazı izin vermediler. Bu babam değil, bir çocuğun cenazesi bu dedim. Çünkü babam iri, 70 kg ağırlığında bir insandı. Bize verilen cenaze ise 5 kg ancak vardı. Açmamıza izin vermediler. Silopi’ye götürdük. Açtık ki, yakılmış bir kaç kemik var sadece.”

‘ŞİMDİ GERÇEKLERİ YAZARAK MÜCADELE EDECEĞİM’

Fırat, babasının hep gazeteci olmasını istediğini anlatıyor ve ekliyor: “İstanbul’a giderken ‘gazetecilik eğitim almaya gidiyorum’ dedim. Babam ‘Yarım bırakma, eminim yolun açık olur. Bu benim sana vasiyetim olsun’ dedi. Şimdi gerçekleri yazarak mücadele edeceğim.”

İsminaz TEMEL (@RuyeAsmin) / CİZRE/ŞIRNAK

Bu yazı, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte ETHA’da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s