92 Bismil, 2016 Amed: Bir kadının hafızası – Kumru Başer

IMG_0166

Newroz’a akan kalabalık bu yıl geçen üç yılkinden çok farklıydı. Sessiz, ciddi ve kararlı yüzler akın akın geçti önümden. Saatlerce, sürekli geçtiler ve o dev alanı doldurdular. Bir gün öncenin sessiz Diyarbakır’ına baktığımda, insanlarla sohbetler ettiğimde ister istemez zihnimde yine bu kentte izlediğim Newrozlarla karşılaştırmış ve Newroz’un sönük geçeceğini düşünmüştüm. Herkes haftalardır sosyal medyada ve fısıltı gazetesinde canlı bomba söylentileri dolaştığını insanların korktuğunu ve katılımın düşük olabileceğini söylüyordu. Sonra bu kadar acılı ve yaslı bir dönemde bir “kutlama” havasına girilemeyeceğini söyleyen tepki duyanlar vardı. Bunlar özellikle son dönemlerde yaşanan yıkımdan ölümlerden en çok etkilenen kesim ya da onların çevreleri gibi görünüyordu. Fakat Newroz bugün herkes gibi beni de şaşırttı. Katılan herkesin ve izleyen biz gazetecilerin pek unutamayacağı bir Newroz’a tanık olduk. Haber Nöbeti kapsamında Jinha için çalıştım. Bu vesileyle özellikle de kadınların Newroz’a gelirken neler hissettiğini, neler düşündüğünü duymak istedim. Çünkü bazen bir kadınla konuşur ve herşeyi daha iyi anlarsınız.

Bu Newroz’u ben en çok Hanife Ak ile hatırlayacağım. Gün boyu konuştuğum 25-30 kadından biri Hanife. Annesi ve kız kardeşiyle beraber gelmişler. Küçük terzi dükkanını işlerin kötülüğü yüzünden kapatmak zorunda kalmış. Newroz’a gelirken kaygılanıp kaygılanmadıklarını sorduğumda hemen başlıyor: “Vallahi ölüm olsa gelirim. Assalar gelirim çünkü burada bir halk var. Bizi hepimizi terörist olarak ilan ediyorlar, dünya bunu biliyor, dünya bize sahip çıkmıyor. Biz buna sahip çıkacağız” derken ağlamaya başlıyor. Ama devam ediyor: “Dersim’i Zilan’ı heryeri yok ettiler. Cizre’yi Sur’u yok ettiler asla unutmayacağız. Onlara inat bugün burdayız. İçimizdeki ateş, içimizdeki duygu bitmeyecek. Duramıyorum ağlıyorum bak” diyip gene biraz duraklıyor.

Artık bu acının kaynağına doğru kayıyor konuşma.

“92 ‘de hem babamı hem kardeşimi kaybettim, hem köyümü yaktılar. Ben bittim ben. Bismil’in Göksu köyündeniz. Babamı işkencede öldürdüler. Bugün ben 40 yaşındayım ben babamı unutur muyum? Ben kardeşimi unutur muyum? Ben köyümü unutur muyum?” Bu noktada, annesi ve kızkardeşinin gözlerinden de yaşlar ip gibi inmeye başlıyor. Hanife sürdürüyor: “Ya hepimizi kimyasal atıp yok edecekler, ya hiç Kürt kalmayacak ya da biz ölünceye kadar hakkımızı savunacağız. Benim adım Hanife Ak. İstediğin yerde yaz. Ölümden korkmuyorum. Zaten biz ölümlüyüz. Benim dilim yoksa kültürüm yoksa ben ölmüşüm kalmışım ne çıkar? Biz barış istiyoruz barış barış barış. Ne asker ölsün, ne gerilla ölsün, hiç kimse ölmesin.”

Peki bu nasıl olabilecek?

Hanife cevaplıyor: “İnsanlar devleti bırakıp birbirine sahip çıksa olay çözülür. İnsanlar birbirini tutarsa üsttekiler hiç bir şey yapamaz. Ama Türk hakı cahil kalıyor. Çünkü medya yalanlarla insanları uyutuyor. Biz halk olarak birbirimizi tutarsak çözülmeyecek hiç bir şey yok.”

Newroz’a katılmak için sabırsızlanıyorlar, uzatmıyorum. Ayrılırken sarılıp “Kendinize dikkat edin” dediklerinde bir süre düşünekaldım.


Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte JINHA’da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s