“Big Brother Sur”u izleyen de izleten de yok! – Güliz Vural

15641

Geçtiğimiz hafta Haber Nöbeti ekibinin bir parçası olarak gittiğim Sur’da gözaltına alınmam bir yana, burada mahsur kalan insanların hikayesi dağladı içimi… Orada yıkılan aslında vicdanımızın Sur’ları…

Çok değil, Diyarbakır’a gitmeden saatler önce bir röportaj için, dünyayı kasıp kavuran “Big Brother” evindeydim. Perihan Mağden’in deyimiyle “gerçeklik”şovu!

100 gün boyunca insanlar bu eve girip kameraların önünde hapis hayatı yaşıyorlar. Dış dünyaya tamamen kapalılar. Para ödülü olan 1 milyon lirayı almak için türlü dümenler çevriliyor. Aslında hepsi sadece ve sadece ünlü olmak için…

BIG BROTHER EVİNE NE KADAR DA BENZİYOR!

Sur’un 6 mahallesinde de 90 günü aşkın bir süredir sokağa çıkma yasağı var. Yaklaşık 200 sivil içeride mahsur. Bazıları yaralı, aralarında çocuk ve yaşlılar da var.

Big Brother evinin yüzbinlerce kişi tarafından dikizlenmesi ve neler olacağının heyecanla beklenmesine karşın; Sur’daki evleri görmemek için uğraş veriyor insanlar ve medya!

Doğu’da gazeteci olmak, silahların gölgesinde haber yapmak zordur. Birçok gerçek, yayın yasaklarıyla gizlenmeye çalışılıyor. Tam da bu dönemde bölgedeki meslektaşlarımızla dayanışma amacıyla “Haber Nöbeti” tutuyoruz.

HERKES MAKUL ŞÜPHELİ

İlk gün, medya kuruluşlarından gelen ekiple Diyarbakır’da buluştuk. Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanları Hakkı Botan ve Nevin Erdemir’le görüştük. Son bilgilere göre 33 gazeteci tutuklu. Hatırlarsınız, Diyarbakır’da haber takibi yaptığı sırada “heyecanlı göründüğü” gerekçesiyle JİNHA muhabiri tutuklanmıştı. Artık gerekçeler bile çok saçma! Orada herkes makul şüpheli!

9000 yıllık tarihi olan ve UNESCO’nun koruması altında bulunan, ihtişamıyla beni darmaduman eden Sur’daki Dicle-Fırat Kültür Merkezi’ne giderek aileleri 100-200 metre ötede olan ama abluka olduğu için çıkamayan insanlarla görüştük.

BİR YANDA YAŞAM, BİR YANDA SAVAŞ

Çok değil, bundan 8 ay önce bölgede barış hakimdi. Yeniden karanlık günler yaşıyoruz. İnsanlar umutsuz, öfkeli ve kırgın. Yanımda yürüyen bir kadın, “Yine biber gazı mı atacaklar, ben biber gazından çok korkuyorum” diyor. Oysa her yerde bomba sesleri kanıksanmış görünüyor. Her yerde polis barikatları ve kontrol noktaları var. Basın kartımıza, kimliğimize ve Genel Bilgi Toplama (GBT) sistemine bakmadan bize hareket alanı tanımıyorlar. Sur’un bir bölümünde fiili yaşam devam ediyor. Diğer bir tarafında iç savaş…

100%

KOLAY LOKMAYDIM

Sur’un sokaklarını fotoğraflamak istedim. Her yer polis barikatı. Kum torbalarının ardında, bazıları kar maskeli, ellerinde koca koca makineli tüfekler olan polisler, tahammülsüz, avını bekliyor… Bölgede haber yapmanın zorluğunu ilk anda tecrübe ediyorum. Deklanşöre bastığım anda birkaç polis birden bağırarak üzerime geliyor: “Alın şu gazeteciyi!” Bense henüz bir şey çektiğimi düşünmüyordum.

Bölge gazetecileri beni vermek istemediler, çünkü giden gazeteciler geri gel-e-miyordu.

İçlerinden bir polis, “Bizi hedef mi gösteriyorsun?” dedi. Önce kimliklerimi alıp GBT’me baktılar. Ne çektiğimi görmek istediler. Ben de gösterdim. Çektiğim fotoğrafları gözlerinin önünde silmemi istediler. Sildim. Her şey hukuksuz… “Şimdi gidebilir miyim?” dedim. “Hayır, komiserimizi bekleyeceğiz” dediler. “Neden” diye sorduğumda hiçbir cevap alamadım.

Oradan bir polis “İçeride hala masum insanların kaldığını mı düşünüyorsun?” dedi! Hiçbir şey diyemedim. “Evet inanıyorum” diyemedim. “Çocuklar da mı masum değil gözünüzde?” diyemedim. Asla bölge gazetecileri kadar cesur olamayacağımı anladım. Haber nöbetini devralmıştım; ama hakkıyla yapabilmem imkansızdı. Kolay lokmaydım!

Hukuksuz bir şekilde istedikleri her şeyi yaptıktan sonra beni serbest bıraktılar. Hiçbir şey diyememenin verdiği ezikliği unutabileceğimi sanmıyorum.

ASKER VE POLİS ÇOCUKLARININ PSİKOLOJİSİ DAHA BOZUK

Eğitim-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Sekreteri Mehmet Nuri Özden aldığımız bilgiye göre Diyarbakır’da 15 okul kapalı. Bazı okullar yıkıldı, bazıları karargah olarak kullanılıyor.

Eğitime devam eden öğrenci sayısı çok az. 30 öğrenci için 50 MEB personeli görev yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, normal bir süreç varmış gibi, “Okula gidilecek” talimatı vermiş. Öğrencisi olmayan okulda takdir ve teşekkür belgesi dağıtılıyor. Öğrencilerde, “Savaş çıktı” psikolojisi hakim.

Özden devam ediyor: “Babası asker ve polis olan çocuklar var. Onların psikolojileri daha bozuk. Çocukların yıkık dökük bir okulda eğitim görmeleri, her gün bomba sesleriyle eğitime devam etmeye çalışmaları, onlarda ciddi ruhsal bozukluklara neden oluyor.”

EPİLEPSİ HASTASI ABİSİ, YAŞAM KORİDORUNUN AÇILMASINI BEKLİYOR

İkinci gün, Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) haber nöbetindeyim. Bana, DİHA muhabiri Şerife eşlik ediyor. Şerife 3 yaşındayken, 1993 yılında köyleri yakıldığı için  Diyarbakır’dan Manisa’ya göç etmiş ailesiyle. Ailesi halen Manisa’da. Ama kendisi doğduğu topraklara geri dönmüş.

Sur’da bombalanan sadece evler değil. O evlerin içinde yer eden bir tarih de yok olup gidiyor. Demişti ya Mahsun Kırmızıgül: “Benim tüm anılarım, doğup büyüdüğüm Diyarbakır’ın Sur bölgesinde iç çatışmalarla yerle bir oldu. Eski komşularım, ailem ve arkadaşlarımla birlikte bu savaşın içinde yer alan yüzbinlerce masum insanın hayatı karardı.”

HAYATTA KALABİLMEK İÇİN NE KADAR ÇOK ŞEY BİLMEK ZORUNDALAR

DİHA muhabirinin tek başına giremediği Sur’a, belediyeye gitme bahanesiyle birlikte girebiliyoruz. Tamamen umutsuzluğun hakim olduğu Sur’da evlerini taşıyan ailelerle karşılaşıyoruz, bir de iş güç olmadığı için Diyanet’in dağıttığı erzakla yaşayanlarla…

Hemen herkes barışa dair inancını kaybetmiş. Türkiye’nin başka bölgelerinin, onların sesini duymadığını, duymaları halinde herkesin ses çıkaracağını düşünüyorlar. Birisi, “Çok geç kaldınız” diyor!

Çağların olanca tahribatına, yok ediciliğine, yıkımına karşı kendini korumasını bilmiş Sur, estetiğinden ve güzelliğinden pek de bir şey kaybetmemişti yakın geçmişe kadar. 9 bin yıllık geçmişinin güzelliğini ve o güzelliğin kadim bekçileri olan insanları yıkmayı başardık! Yeniden yapabilir miyiz? Artık çok zor.

1m4a9467rsm56d9a8216e200

 

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Nokta Dergisi‘nde yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s