Cizre’den bir annenin soruları – Evrim Kurdoğlu

Cizre'den bir annenin soruları

Cizre yıkılmış da olsa yanmış da olsa çocuklar her zaman her yerde olduğu gibi yine umudu temsil ediyorlar. Hayatın devam ettiğini ve edeceğini gösteriyorlar. Bu küçük yaşlarında gördükleri, yaşadıkları onları yetişkinlerden daha yetişkin olmak zorunda bıraksa da onlar hala olanları en kolay anlatanlar.

Cizre’de elinizde fotoğraf makinesiyle yürürken sizi yol boyunca hiç yalnız bırakmayanlar ve hala güven duyabilen yine çocuklar. O küçük elleriyle büyük katliamların yaşandığı yerleri hemen işaret ediyorlar ya da ‘abla gel ben seni götüreyim’ diyerek başlıyorlar anlatmaya.
ABLAM BODRUMDA ÖLDÜ BİZİM EVE GELSENİZE

Cudi mahallesinde dolaşırken gazeteci ya da rapor tutmak için gelen görevliler gibi görününce 11-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğu yanımıza yanaştı. ‘abla siz gazeteci misiniz?’ diye sordu aldığı evet yanıtına karşılık ablasının bodrumda hayatını kaybettiğini söyledi ve ‘bizim eve gelsenize’ dedi. İlk bakışta sanki gelin bizde bir çay için der gibi söylenen bu sözler aslında gelin katliamın hikâyesini dinleyin demekti. Bu küçük kız 16 yaşındaki ablası Yasemin Çıkmaz’ ı annesinden dinlettirmek istiyordu.

Cudi’nin dar sokaklarından geçtikten sonra bir avludan yukarı çıkan merdivenlere gözümüzü dikip bekliyoruz. Birkaç kadın iniyor küçük kız bunlar gazeteci Yasemin abla için geldiler deyip kısaca bizi tanıttıktan sonra tüm kadınlar sırayla bize sarılıyorlar. Kadınlardan hangisinin anne olduğunu anlayamıyorum. Tam bu sırada merdivende bir kadın daha beliriyor. Daha ağzından tek bir kelime dökülmeden Yasemin’in annesi olduğunu anlıyorum. Esmer Çıkmaz’ ın yüzüne öyle bir acı yerleşmiş ki nerde olursa olsun herkesin çok rahatlıkla görebileceği bir acı bu. Gözlerinde bir damla yaş olmayan bu kadın tepeden tırnağa acı giyinmiş gibi.
ACABA KIZIM TÜM O İŞKENCELERİ YAŞARKEN CANLI MIYDI?

Yasemin hakkında konuşmak istediğimizi söyleyip Esmer Çıkmaz’ı karşımıza alıyoruz. Hiç itiraz etmiyor ve başlıyor Yasemin’i anlatmaya: “ Yasemin çok sevilen bir çocuktu. Liseye gidiyordu.” Bir anda yüzündeki, gözlerindeki acının yerini sevgiyle gelen bir gülümseme alıyor. “ Elbiselerini, her şeyini hep arkadaşlarıyla paylaşırdı. Herkesin her derdine çözüm bulmaya çalışırdı. Benim kızım çok güzeldi, çok akıllıydı, çok iyi bir insandı.” Bu sözcüklerin ardından acı hali eskisinden daha güçlü bir şekilde yeniden gözlerine yerleşiyor ve gözlerimin ta en içine bakarak anlatmaya devam ediyor. “ Ama ben kızımı bulduğumda o güzel gözleri yoktu. Çıkarmışlardı. Kızım naylon gibi yanmıştı. Tüm vücudu yanmış olmasına rağmen yüzüne hiçbir şey olmamıştı. Düşünmeden duramıyorum acaba benim kızım o bodrumda ölmedi sonradan mı getirildi? Yoksa o bodrumda mıydı? Gözleri ne zaman çıkarıldı ölmeden önce mi sonra mı? Vücudu nasıl ve ne zaman yandı? Acaba tüm bu işkenceleri yaşarken canlı mıydı? Her gece dua ediyorum, kızım ölürken çok acı çekmemiş olsun diye.” Normalde yarım yamalak anlayacağım Kürtçeyi bu kadın konuşurken sanki bugüne kadar duyduğum tek dil Kürtçeymişçesine anlıyorum.
DELİLLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR

Yasemin Çıkmaz’ ın annesinin kafasındaki bu sorular TİHV başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın da gündemiydi. O da Cizre’de yaptığı ön incelemede yanmış bodrumlarda insan kemikleri kül olurken yanındaki yünlerin yanmadığını söylemişti. O da soruyordu bu bodrumlar nasıl yandı, hepsi mi yandı yoksa bir kısmında mı yangın çıkarıldı?
Tüm bu sorular Cizre’nin üzerine kapılar kapatıldıktan sonra cevapsız bırakıldı. Neler olup bittiği bilmemize yardımcı olacak tüm araştırmaların ise çeşitli bahanelerle üstü örtülüyor. Savcı bodrumların çökme ihtimali olduğu için ne kendisi giriyor ne de polislerin girmesine izin veriyor. Yani insan kemiklerinin ve yanıkların olduğu bodrumlar çökme tehlikesi sebebiyle araştırılmıyor. Ancak önünde hiçbir uyarı bulunmayan bodrumlara her gün çocuklar ve siviller giriyor. Ulaşılan cenazelere yapılan otopsiler de ayrı bir tartışma konusu. HDP Antep milletvekili Mahmut Toğrul otopsi işlemlerinin üstün körü yapıldığını söylüyor. Normalde bir otopsinin 4-5 sürmesi gerekirken 20 cenazeye bu kadar sürede otopsi yapıldığını vurgulayan Toğrul, hatta bazı cenazelerin karıştırıldığını, bir poşete 4 cenaze konulduğunu ekliyor.
KÜRT OLMAK VE BÖLGEDE YAŞAMA LANETİ

Yasemin Çıkmaz’dan en son 5 Şubat’ta haber alınmıştı. Cizre halk meclisi eş başkanı Özgür Gün Tv’de katıldığı yayında bodrumda 9 kişinin öldüğünü, yaralılarla birlikte başka bir bodruma gittiklerini söylemişti. Bu yaralılar için de Yasemin de vardı. Annesi cenazesi gelene kadar kızını aramış, bir umut hep kurtulmuş olabileceğini düşünmüş.

42 yaşındaki Esmer’in 7 çocuğu var. Ancak Kürt olmanın ve bölgede yaşamanın laneti ne onun ne de çocuklarının yakasını hiç bırakmamış. 23 yıl önce korucular köylerini yaktığı için Cizre’ye taşınmışlar. Yasemin henüz küçük bir çocukken ağabeyi yaşadıkları zulümlerden dolayı dağın yolunu tutmuş. Yasemin giden ağabeyini pek hatırlamıyor. Ancak artık her şeyi algılayabilecek yaşa geldiğinde ikinci ağabeyine de dağdan başka yol görünmüyor. Esmer’in küçük oğlu Metin henüz 18 yaşına girmeden Cizre’de devletin kara listesine girmiş. Polis sık sık dershaneye giden Metin için evi basıyor, Metin sürekli olarak emniyete götürülüyormuş. Mahkemeler açılmaya başlayınca Metin için artık önünde iki seçenek kalıyor ya hayatını cezaevi, emniyet, işkence içinde geçirecek ya da dağın yolunu tutacak. O da ikincisini yapıyor ve sevdiklerinden ayrılıyor.

 

Daha önce iki çocuğundan ayrılmak zorunda kalan Esmer, Yasemin için son bir kere daha şansını deniyor. Daha Cudi tam kapanmadan, bodrumlar oluşmadan son bir kere kızını almak için Cudi’ye gidiyor. Ancak kızı yaralanmış arkadaşlarını gösteriyor annesine ve onlara baktığını söylüyor. Esmer’in uzattığı eli geri çevirip orada kalıyor. Bu da Esmer’in kızını son görüşü oluyor.

Şimdi Cizre’de bir anne her gece kızının gerçekte ne yaşadığını, nasıl öldürüldüğünü düşünüyor. Kafasında hiç birisine kesin cevap veremediği sorularla ömrünün geri kalanını bu işkence ile geçirecek. Cizre’de gerçeklerin üstüne kocaman bir örtü çekilmiş. Deliller, kanıtlar yok ediliyor, olanlar incelenmiyor. Cizre’de acaba hangi insanlık suçları işlendi, sivillerin, çocukların başına acaba nasıl ölümler geldi, acaba ölürken çok büyük acılarla mı öldüler, tecavüzler, işkenceler neler oldu, acaba o girilemeyen bodrumlar nasıl ölümlere tanıklık etti. Tüm bu sorular kısa vadede belki cevaplanmayacak ama bu katliamdan kurtulanlar (Özgür Gündem muhabiri Ersin Çaksu bu tanıklardan biriyle yakın zamanda bir röportaj yaptı) ya da Ayhan Çarkın gibi birileri yıllar sonra Cizre’de insanların nasıl öldüklerini anlatacak. Bizler de hayret ve şaşkınlıkla burnumuzun dibinde bu vahşet nasıl yaşanmış diyeceğiz.

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Haberdar’da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s