HDP’li Mahmut Toğrul: Bir torbada dört cenaze vardı- Çağrı Sarı

45494

Sokağa çıkma yasaklarının 79 gün sürdüğü Cizre’de yasağın kısmi olarak kaldırılmasından sonra vahşetin boyutu gözler önüne serildi. Cizre’de her insan her enkaz katliama dair bir kanıt…

Bodrum katlarından çıkan yanmış, parçalanmış bedenler memleketin bir çok noktasına gönderildi… Kimileri de kimsesizler mezarlığına ‘Kaçırılarak’ defnedildi. Cenazelerin gittiği illerden biri de Antep… Resmi rakamlara göre 20 cenaze Antep’e ulaştırıldı. Ancak HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul cenaze sayısının 20 değil 22 olduğunu söylüyor. Çünkü Adli Tıp raporlarına göre teslim edilen bir ceset torbasında birden fazla kişiye ait kemikler var. Üstelik bir parça Antep’te diğer parça Mardin’de çıkmış…
Mahmut Toğrul’un sadece Antep’e gelen cenazeleri üzerinden anlattıkları bile katliamın hangi boyutta olduğunu gösteriyor.. Sözü HDP Milletvekili Mahmut Toğrul’a bırakalım.

<strong>Cizre’deki tabloyu nasıl yorumluyorsunuz…</strong>

Ben Cizre’ye yasağın ilk uygulandığı dönemin 9. gününde gelmiştim. O dönem Cizre’ye giren ilk grubun içerisindeydik. O zaman bugünkü gibi bir şey yaşamadığımız için şimdi çok şaşırdık. Bugünkü abluka dönemi ile o günü karşılaştırdığımızda bir felaketin yaşandığını görüyoruz. Cizre’yi gezdiğimizde çoğu binanın yakılmış yıkılmış olduğunu gördük.

Vahşet bodrumlarını ve mahalleleri dolaştım. Bu kadar travmatik ve büyük bir yıkım olacağını tahmin etmiyordum. Bu vahşet hâlâ sürüyor…

<strong>Cizre’den Antep’e de cenazeler geldi. Bir kısmının da kimsesizler mezarlığına defnedildiklerini biliyoruz…</strong>

Antep’e gönderilen cenazeler büyük bir tahribata uğramıştı. 4 savcı marifetiyle ailelere, avukatlara haber verilmeden üç dört saatte otopsilerin yapıldığını öğrendik… Gelen 20 cenazenin içerisinden 16’sının tanınmayacak; büyük ölçüde yakılmış olduğu bilgisine ulaştık. Biz bu şekilde bir otopsinin yapılmasının uygun olmadığını söyledik. Bir otopsi normalde beş altı saat sürerken, toplamının 3-4 saatte; bu kadar hızla yapılması bizde bir kaygı uyandırmıştı.

BİR TORBADA 4 CENAZE

<strong>Cenazeleri siz görebildiniz mi? Ne durumdaydılar?</strong>

16 cenazeyi hiç görme şansımız olmadı. Ama dört cenazenin kısmen tanınabilir olduğunu biliyoruz. Savcılıkta ailelere dört fotoğraf gösterdiler… İl il, ilçe ilçe fotoğraflar tanınmaya çalışıldı. Antep’te asıl felaketi adli tıp raporları gelince fark ettik. 20 cenaze ceset torbasıyla teslim edildi. Adli tıbbın A’dan F’ye numaralandırdığı torbalarda 7 kemik ve içerisinde 4 ayrı şahısa ait DNA sonuçları geldi. Bunların üçü bir kadına aitti. Bir parça diğer kadına aitti. Bir kemik parçası da başka cenaze torbası içerisinde gelen biriyle eşleşti. Ama B olarak tabir edilen bir parça vardı ki hiçbir cenaze ve kan örnekleri ile eşleşmedi. Bu bize şunu gösteriyor. Bir cenaze olarak gönderilen o ceset torbalarının içerisinde dört kişiye ait parçalar var ve dolayısıyla Antep’e gönderilen cenaze sayısı yirmi değil yirmi iki. Gelen cenazelerden bir kişinin bir parçası Antep’e gelmişti. Sadece ayak parçasıydı. Cenazenin önemli kısmı da Mardin’de çıkmıştı. Antep’te sekiz aile kan verdi. Bu sekiz ailenin kanı Silopi ile eşleşti.

Bir aile cenazeyi teşhis ettiği için alabilmişti Silopi’den. Normalde o cenazenin üzerinden Bitlis nüfusuna kayıtlı bir kimlik çıktı. Ama çocuğun adli tıp raporlarına göre, Bitlisli olmadığı kendi çocukları olduğu anlaşıldı.

KADINLARA AĞIR TAHRİBAT UYGULANDIĞINI GÖRDÜK

<strong>Anlattıklarınızdan cenazeler teslim edilirken de bir zulüm uygulandığını öğreniyoruz…</strong>

Evet… Biz aileye gerçekten bir cenaze teslim ediyoruz ama aslında bir kemik parçası ya da kömürleşmiş bir ceset parçasıydı teslim ettiklerimiz. Özellikle kadınların cenazelerinin tahribata uğratıldığı tespitini yaptık. Cenazelerin biri üç kemikten ibaretti örneğin. Bir kadının cenazesini kaldırırken torbadan kül döküldü. Bu kül kadına aitti. Biz onu avucumuzla alıp yeniden torba içerisine koyduk. Cenazeler kemik parçası ya da kömürleşmiş, kül haline gelmiş parçalardı. Tüm cenazelerde tahribat vardı ama özellikle kadınların bedenlerine daha ağır tahribatların yapıldığını gördük.

<strong>Toplam kaç cenazeden söz ediyoruz…</strong>

Şu an basına yansıyan 177 cenaze. Ancak bu cenazelerin sayısı, Antep’teki sonuç da gösteriyor ki gerçeği yansıtmıyor. Dicle’nin kenarına evlerin molozları dökülüyor. Molozlar arasında uzuvların çıktığı tespit edilmişti. Yani parçalanmış cesetlerin uzuvları orada burada çıkıyor.

9 CENAZE KİMSEZİLER MEZARLIĞINDA

<strong>Kimliği tespit edilemeyen cenaze var mı?</strong>

Toplam parçalı olmalarına rağmen 13 ailemize cenaze parçalarını verebildik. Cenaze sayısının 22 olduğunu düşündüğümüzde Antep’te geriye kalan 9 cenaze kimsesizler mezarlığına defnedildi. Cenazeleri kimseye haber vermeden, bilgi vereceğiz demelerine rağmen, bilgi vermeden, geri dönüş yapmadan defnettiler. Net sayıyı da cenazelerin yerini de bilmiyoruz.

BU KÜL BİR ‘HEDİYE!’

<strong>Peki Cizre’de yaşanan bu süreç tüm toplumu nasıl etkiliyor? Bu durum geleceğe nasıl yansır?</strong>

Bu son derece ağır bir travma. Tüm yaşananlar değerlendirildiğinde Türkiye kendi geleceği açısından artık beraberlikten bahsedemeyeceğimiz bir travmayı yaşıyor. Cenazeden kül dökülünce, onu bizimle toplayan kadın arkadaşımızın söylediği sözler gerçekten Türkiye’nin ne hale geldiğini özetliyor: “Bu bize bir arada yaşamdan, barıştan bahsedenlerin hediyesidir”

Gerçekten travmatik bir durum ve öyle bir duruma gelmişiz ki, bu ülkenin barışa ihtiyacı olduğunu, bir arada yaşamaya ihtiyacımız olduğunu ifade ettiğimizde neredeyse tepki duyar hale geldik. Çünkü bu durum korkunç bir öfkenin birikmesine sebep oldu. İnsanlar neredeyse barış kelimesi kullanamaz hale getirildi. Bu ateş Türkiye’ye yayılmaya çalışılıyor. Benzer bir durum Sur’da da yaşanmakta. Tüm bunlar değerlendirildiğinde şu an Kürdistan’da yanan ateşin yarın Türkiye’nin batısına yayılabileceğini gösteriyor. Bu önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Suriyelileşme, Iraklaşma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Yaşananların çok travmatik boyutta olduğunu herkes bilmelidir. Bizim tespitlerimize göre bodrumlarda insanlar yaşarken yakılmışlar. Çünkü enkazlara akan ve sinmiş olan insan yağı kokusu var. Bunları değerlendirdiğimizde gerçekten yaşanan durum anlatılamaz boyutta. Savaşın da adaleti ve ahlakı olur. Dünyada bunun örneği yoktur.

ÖFKENİN DİNMESİ İÇİN FAİLLER YARGILANMALI

<strong>Bundan sonra ne olacak?</strong>

20 gün boyunca sokağa çıkma yasaklarının devam ettirilmesi delillerin karartılmasına yönelik bir süreçtir. 20 gün boyunca evler yakılmaya, yıkılmaya devam etti. Hatta cenazeler yakılmaya devam etti. Cizre’yi gezdim insanlar son derece kızgın, öfkeli ve derin bakışlara sahip. Travma o kadar derin ki sorduklarınıza cevap bile alamıyorsunuz. Bu da halkın travmasını gösteriyor. Cizre’de yaşanan katliamın faillerinin yargı önüne çıkarılması gerekiyor. Önemli olan şey bu. Onun için delillerin en azından sağlıklı olarak toplanabilmesi gerekiyor. İnsanlar mallarını evlerini kaybetmişler ama diyorlar ki keşke her şeyimizi kaybetseydik de bu kadar gencecik yavrularımızı kaybetmeseydik. İnsanların öfkesinin bir parça dinebilmesi için faillerin ve sorumluların yargılandığını görmeleri gerekir.

Çağrı Sarı – Evrensel

Bu haber Haber Nöbeti bloğuyla birlikte, Evrensel’de yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s