T.C. Cizre hatırası – Evrim Kurdoğlu

47109-icerik

Cizre’de aylar süren yasaklardan sonra kapılar açılıp da içeri girdiğinizde ilk önce burnunuzu yakan ağır bir koku, ardından da gözünüzün görebildiğince yıkılmış bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Cizre tam anlamıyla en ağır savaşları yaşamış bir şehir gibi görünüyor. İnsanları, sokakları hala şokta, aylar süren çatışmaların sonunda neler olup bittiğiyle daha yeni yüzleşiyorlar.

 

 

Hâlâ tam olarak kaç kişinin hayatını kaybettiği kesinleşmiş değil. Tahminler yüzlerce. Her gün yıkılmış evlerinin önüne gelen Cizreliler yıkılmış, yanmış hayatlarını ağlamadan, konuşmadan, hiçbir tepki vermeden saatlerce izliyorlar.

 

 

Anneler evlerinden önce çocuklarını kaybettikleri bodrumlara koşuyor. Yangınlardan geriye kalan kemiklerin arasından ağıtlar yükseliyor ama yine bir damla gözyaşı akmıyor. Anneler ‘asıl bu bodrumların altında devlet kaldı’ diye feryat ediyor.

 

 

Daha birkaç ay önce evlerinde sevdikleriyle oturan Cizre halkı şimdi geride kalanları toplayıp, yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Her sokakta küçük kamyonetler var. Evlerde az da olsa çalışır durumda olan ve ya eğer kalmışsa birkaç parça özel eşya yeniden kurulacak bir hayat için toplanıyor. Ancak geride nerdeyse hiçbir şey kalmamış. Cizre’deki pek çok evi güvenlik görevlileri kullanmış, hatta giderken Cizreliler yazılar, notlar ve paralar bırakmışlar.

Celal’in evi de tıpkı diğer Cizrelilerin evi gibi bir süre güvenlik görevlileri tarafından kullanılmış. Son kalan eşyalarını kamyonete taşırken evine neler olduğunu anlatıyor:

 

 

“Ben Kürt değilim, Cizre’ye 4 yıl önce geldim. Hatta bizim aile hep Türkçe konuşur. Bütün eşyalarım gitmiş, koltuklarımızı bıçakla kesmişler. Televizyon, fırın, klimaya da ateş açmışlar. Dolabımda bir Türk bayrağım vardı onu da çıkarıp yakmışlar, dolabımı da kırmışlar.”

 

Biraz ilerde tamamen yanmış bir evin önünde Haşia Madak ile karşılaşıyoruz. Haşia’nın evinden geriye sadece külleri kalmış. Ama o evine değil, Cizre’nin kaybettiği gençlerine üzülüyor: “Keşke Cizre’deki tüm evler yansaydı, yıkılsaydı da gençlerimiz ölmeseydi. Evimden geriye hiçbir şey kalmadı. Şimdi bir akrabamızın yanında kalıyoruz. Ancak ne yapacağız bilmiyorum? Biz Cizre’ye 6 yıl önce köyden, kanser hastası olan kardeşim Mehmet’in tedavisi için taşınmıştık. İki yıl önce onu kaybettim. Onun hatıralarıyla teselli buluyordum. Bu evle birlikte onun hatıraları da kül oldu.”

 

 

Cudi mahallesinde kısmen az yıkılmış, yanmamış bir evin kapısından giriyoruz. Bir avlunun içinden geçip odaya girdiğimizde yaşlı bir anne, gelini ve 4 aylık bir bebek bizi karşılıyor. Evleri yıkılmamış ama evlerinde olanları insan aklı almıyor. Sabriye Şakar ve gelini Mumine Şakar evlerini temizleyip olanların üzerine yeniden yaşama devam etmeye çalışıyorlar.

Sabriye ve eşi yasakların 40. gününe kadar evlerinde kalıyorlar onlar çıktıktan sonra eve güvenlik görevlileri yerleşiyor. Hatta onlara bir de not bırakıyorlar. Avluya girer girmez duvarda yazan ‘komando burda heval nerede’ diye sormuşlar.

 

 

Mümine anlatmaya başlıyor: “Hele gel bir de yukarıya bak. Benim yatağımın üzerine tuvaletlerini (dışkı) yapmışlar. Sonra da onu alıp mutfağa, oturma odasına, duvarlara, kapılara sürmüşler. Bütün geceliklerim ve iç çamaşırlarımı asmışlar. Çeyiz olarak getirdiğim tabak, çanakların üstüne işemişler. Kıyafetlerimizi bıçakla kesmişler, üstümüze giyecek bir şeyimiz kalmamış. Bornozumu ve başka kıyafetlerimi tuvalet deliğine atıp onların üzerine de tuvaletlerini yapmışlar. Hiç açılmamış paketindeki fırınımı kırmışlar. Televizyon ve klimamıza ateş etmişler. Tablet ve bilgisayarımız bir de hiç açılmamış bir plazma televizyonumuz da yok.”

Sabriye Şakar ise eşiyle birlikte Cizre’den hiç ayrılmamış. 40. Günden sonra Cizre’nin daha güvenli bir mahallesi olan Dağkapı mahallesinde bir eve geçmişler. Sabriye yasak günlerini anlatırken ‘Biz 1992’de Kamil Atak da Cizrelileri öldürürken, hayatımız yine tehlikedeyken de Cizre’den çıkmamıştık. Bu sefer de evimizi bırakmak istemedik. Faysal Sarıyıldız geldi bir gün artık çok tehlikeli olduğunu söyledi. O gün cenazeleri almak için bir sürü sivil çıkmaya çalıştık. Ama panzerin içinden ateş açıldı. İMC kameramanı yanımızda yere düştü. Kızım onu kaldırmak isterken onun da kolunun yanından bir kurşun geçti. O çocuk dedi ki bırakın beni siz gidin dedi. Bizler hep beraber bir bodruma girdik. O bodrumu hemen kuşattılar. Faysal milletvekillerini aradı. Biz de aradık şimdi ablukayı kaldıracaklar dedi. Biz sabah 9’dan akşam 4’e kadar orda kaldık. Sonra gittiler, biz de çıktık. Dağkapı mahallesine geçtik. Orası daha güvenliydi. Eşimle orada kaldık. Yasaklar bitmeden 5 gün önce de gizli gizli evimize geri geldik. Eşim daha önce de gelip eve baktı. Bir gün gelmiş kapıya kadar bir polis çıkmış. Ama polis onu kovmuş içeride bir sürü polis varmış. Evimize giremeden geri geldi.”

 

Şimdilerde Cizre’de kime dokunursanız böyle, bir dokunup bin ah işitiyorsunuz. Evler, hayatlar, sokaklar yıkılmış, yanmış birer harabeye dönüşmüş. Kimse ne yapacağını, nasıl yapacağını bilmeden yaşama devam etmeye çalışıyor. Acılar birbirine karışmış, kim neye üzüleceğini bilmeden Cizre’nin külleri arasında kalanlara sahip çıkmaya çalışırken bir ses duyuluyor. Cizre’deki keskin sessizliği bir müzik sesi bozuyor. Neler oluyor diye anlamaya çalışırken ilerden gelen zırhlı bir araç görüyorum. Araç adeta geçit törenindeymiş gibi yavaş yavaş ilerliyor. Önünde giden 3 güvenlik görevlisi de ağır adımlarla araca eşlik ediyor. Ellerinde uzun ve büyük silahları, bir tanesinin elinde ise büyük bir balyoz, araçtan yükselen ‘ölürüm Türkiyem’ şarkısıyla yıkıntıların önünde duran insanların arasından geçiyorlar.

Bu fotoğraf eşliğinde yürürken duvara yazılan bir yazı tüm gördüklerimin özeti oluyor.

‘ T.C. Cizre Hatırası’

 

 

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Haberdar‘da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s