Silvan Yalnızlığı – Leyla Alp

Kar maskeli özel timler, panzerler, cenazesini alamayan aileler, bodrumda bekleyen yaralılar… Sokağa çıkma yasağının yaşandığı ve bittiği yerlerin ortak özelliği kaygıları, acıları kadar duvarlardaki kurşun izleri de aynı… Ve he ne kadar her şey ‘yoluna’ girmiş gibi görünse de onca sıvaya saklama çabasına rağmen kurşun izleri inatla kendini belli ediyor. Diyor ki bu mahalleden ölüm geçti…

20160225_131251

Bu izlerin olduğu yerlerden biri 12 gün süren sokağa çıkma yasağı yaşayan ve 7 sivilin hayatını kaybettiği Silvan. 3 Kasım ile 14 Kasım arası Tekel, Mescit ve Konak mahallelerinde süren sokağa çıkma yasağının izleri aradan 3 ay geçmesine rağmen taze. Yenilenmiş cam ve çerçeveler, sıva ile kapatılmaya çalışılan kurşun izleri, pırıl pırıl yapılmış kepenkler nelerin yaşanmış olabileceğini anlamak için yeterli. Yerle bir olmuş üç mahalle yeniden inşa edilmeye çalışılıyor. Hayat kaldığı yerden devam etsin diye… Ama etmiyor edemiyor… Silvan’da üç mahalle yalnızlığı yaşıyor…

20160225_130939

İlçe Belediye Eş Başkan Vekili Zuhal Tekiner belediyenin yaraları sarmak için elinden geleni yaptığı ama yeterince destek olamadıklarını söylüyor. (Eş Başkan Vekili diyorum çünkü Belediye Eş başkanı Yüksel Bodakçı önce İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla görevden alındı, sonra da tutuklandı. Bodakçı tam 6 aydır cezaevinde. ) Destek yeterli olmamasının bir nedeni organize olmamaksa diğer nedeni de bürokratik sorunlar. Çünkü Silvan’da her şey kaymakamlığın iznine tabi. Örneğin belediyenin iş makineleri Emniyet müdürlüğünde bekletiliyor, belediye gerekli olduğunda emniyetten zırhlı araçlar eşliğinde çıkıp çalışmaya gidiyor. Baharda yapılması gereken yol çalışmalarının listesi kaymakamlığa verilmiş eğer ‘güvenlik’ açısından bir sorun olmazsa yol çalışmasına izin verilecek. Trajikomik bir şey daha var. “Silvan ve çevre ilçelerinde katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi” ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Yani Silvan dahil çevre ilçeler in katı atıklarının sağlıklı depolanması ve çevrenin korunması için oldukça önemli bir proje. Avrupa Birliği’nin desteğini alan bu proje ile ilgili Zuhal Tekiner ile toplantıya gidip döndükten sonra şehirde bir tane bile çöp konteynırı olmadığını öğreniyoruz. Kaymakamlık güvenlik gerekçesiyle şehirdeki bütün çöp konteynırlarını kaldırılmasını istemiş. Bütün konteynırlar belediye bahçesinde.

20160225_130953

Yaklaşık 800 ev ve işyerinin zarar gördüğü 3 mahalleden en şiddetli çatışmaların yaşandığı Mescit Mahallesine giriyoruz. Belediyenin bir zamanlar mülkiyetini almak için uğraştığı Azizoğlu Konağı özel harekatçıların karargahı olmuş. Girişinde son model bir zırhlı araç. Devlet en lüks zırhlı araçlarını, silahlarını buralardan hiç esirgemiyor.

20160225_131005

Azizoğlu Konağının hemen ilerisinde kurşun izleri delik deşik olan, camı çerçevesi dökülen bina şimdi birkaç koca bir sessizliğin hakim olduğu bu sokaklarda kısa bir süre önce neler yaşandığını hatırlatıyor.

Çatışmalarla birlikte mahalleden göçler olmuş. Daha doğrusu mahalle bir boşaltılmış. İnsanlar ya başka mahallelerdeki yakınlarının yanına sığınmışlar yada başka mahallelerde ev kiralamışlar. Başka şehre gidenler yok ama çatışmalar bitip sokağa çıkma yasağı sona ermiş olmasına rağmen evlerin önemli bir kısmı boş. “Neden gelmiyorlar?” diye soruyoruz. Herkesin yanıtı aynı “Korkuyorlar.”

20160225_131110

Caddedeki dükkanların hepsinin kepenkleri yeni, evlerin camı çerçevesi yeni. Belediye ev ve işyerlerinin camını çerçevesini, kepenkleri taktırmış. Evlerin tamiratını yaptırmış. Benzer yardımları kaymakamlık da yapmış. Ama mahalleli kaymakamlığında belediyenin de yaptığı yardımları yeterli bulmuyor. Belediyenin tespit ettiği 800 civarında ev var ve bunlara yardım yapılmış ama mahalleli tümüyle durumdan hoşnut değil çünkü örneğin yardım ev sahibine yapılmış kiracı esnaf bir anlamda kendi kaderiyle baş başa kalmış.

20160225_135757

Çatışmalarla birlikte beş bin kişinin göç ettiği söyleniyor. Çatışmalar bittikten ve tamiratlar yapıldıktan sonra bu beşbinin önemli bir kısmı dönmemiş. Ama rivayet muhtelif. Mahalleye dönenleri dinliyoruz. Biri “hali vakti yerinde olan bir daha buraya gelmez” diyor bir başkası “kirayı peşin verdiler mecbur yaza kadar gittikleri yerde kalacaklar” diyor başkası da “dönmeyen birkaç aile kaldı herkes geri döndü” diyor. Aynı mahallede herkesin Silvan’ı farklı. Aynı olan şeyler yok mu? Var… “Doksanlı yıllar bundan daha iyiydi. Biz bu kadar kötüsünü görmedik.” Tüm yaşananların faturasını devlete çıkaranlar da var, örgüte çıkaranlar da. Bir tabure çevirip katıldığımız mahallenin yaşlılarından biri ona neler yaşandı burada diye sorduğumuzda “Yukarıdaki evi gördünüz mü diye” soruyor. Evet diyoruz. Daha ne soruyorsunuz o zaman der gibi bakıyor. Ve devam ediyor “işte burada harp oldu, kimse kalmadı…” “Hendek kazılmasaydı devlet gelmezdi” diyenler de var. “Hendek kazıldığı diye burası bu kadar topa tutulur mu?” diye kızanlar da. Çatışmaların bitip mahalleye karakol kurulmasının iyi olduğunu söyleyenler de var. Mahallede panzer gezmesini üst aramalarından huzursuzluk duyanlar da. “Mahalle eski günlere döner mi” diye soruyoruz “Bilmiyoruz diyorlar, insanlar korkuyor, biz de korkuyoruz”

Artık hendek yok, hendeğin ardındakiler de ama karakol duruyor. Devletin “huzur içinde olabilirsiniz” sözlerini hatırlattığımızda bir mahalleli “Ama benim hiçbir şeyim kalmadı ki” diyor…

Devlet karakoluyla Silvan’da…

Ama hayat yarım… Silvan Yalnız…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s