Savaş bölgesinde çocuk olmak – Gülşen İşeri

Gülşen İşeri yazdı: Savaş bölgesinde çocuk olmak

insanhaber.com yazarı Gülşen İşeri, Haber Nöbeti’nin 4. Grubu’yla beraber bulunduğu Diyarbakır’dan izlenimlerini aktarmaya devam ediyor.

Gülşen İşeri, savaş bölgesinde eğitim alamayan çocuklardan kreşlerde eğitim görmeye çalışan çocuklara, eğitimdeki hak ihlalinden çatışmalı sürecin çocukların yaptığı resimlere yansımasına kadar sokaktaki nabzı tuttu…

Savaş bölgesinde çocuk olmak

Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin… Ülkenin bir kısmı savaşı yaşıyor, çocuklar, kadınlar ölüyor… Kimi bodrum katlarında kimileri de beyaz bayraklar altında, bazen onlarcası birlikte bazen de bir bir ölüyorlar..
Bu savaşın en mağdurları ise çocuklar! Binlerce öğrenci eğitimden uzaklaştı, yüzlercesi farklı okullarda eğitim görmeye başladı ama öğrencilerin ölüm korkusu bitmedi!

Haber Nöbeti vesilesiyle geldiğimiz Diyarbakır’da bu kez bölgede çocuk olmak diyerek önce Eğitim-Sen’i ziyaret ettim sonrasında bebekler, Zarokîstan  Anaokulu’nu… Farklı yaş grubundaki çocukların savaştan nasıl etkilendiğini hem aileler hem de öğretmenler anlattı…

Kiminde kalp çarpıntısı, kiminde uyku problemi ve en çok da “sonumuz ne olacak” sorusu. Bir yandan, çatışmalı sürecin ortasında eğitim görmeye çalışan öğrenciler, diğer yandan da  3-4 yaş grubu öğrencilerin kreşlerde şiddetten uzak tutulmaya çalışılması…

3 aylık bebeklerin öldüğü bölgede çocuklar artık korku dolu gözlerle bakıyor, oyuncakları ise boş kovanlar ve havan toplarının yıktığı binaların enkazı…

Eğitim Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Sekreteri Mehmet Nuri Özden yaşanan süreçten en çok çocukların etkilendiğini anlatırken “eğitimde hak ihlali yapılıyor” dedi… Özden  “Savaşın eğitime etkisi ne yazık ki burada yüzünü gösterdi… Okullar kapalı ve karargaha dönüştürüldü… Savaşın eğitimde ciddi bir hak ihlali yarattığını açıkça söylüyoruz. Öğrenciler özellikle 8. ve 9. sınıflarda okuyan öğrencilerin psikolojisi bozuk. Arama noktalarından geçmeleri, yıkık dökük bir okulda eğitim görmeleri, her gün bomba sesleriyle eğitime devam etmeye çalışmaları öğrencilerde ciddi bozukluklara neden oluyor… Bu nasıl telafi edilir bilmiyorum. Kendilerini güvende hissetmiyorlar, eğitimi bir kenara bırakalım hiçbirimizin yarını yok burada! “ derken en yakıcı soruyu da soruyor: Savaş bölgesinde eğitim olur mu?

ÇOCUKLAR ÖLMESİN MEYVE DE YİYEBİLSİNLER

Anaokulunda okuyan çocukların durumu da pek farklı değil… Zorakistan anaokulunda okuyan 3-4 yaş grubu çocukları savaştan uzaklaştırmak için okulun bahçesine meyve ağaçları dikildi… Her bir çocuk için dikilen ağaçlar yaşamını kaybeden çocuklara adanırken veliler de öğretmenler de kaygılarını dile getirdi.

Kayapınar Belediyesi’ne bağlı Zarokîstan henüz çok yeni ve ilk öğrencileriyle yola çıkmış… Kürtçe ve Zazaca eğitim veriyor çocuklara… Dillerini unutturmamak için yapılan bu eğitim savaşın gölgesinde gerçekleşiyor elbette…  Dillerini öğrenen çocuklar doğayla da bağlarını koparmamak için okulun bahçesine meyve ağaçları dikerek çocukların öldüğü bölgede yeni bir umudun da habercisi oluyorlar.

Bu öğrencilerden biri de Rojyen…  Rojyen okulunun bahçesine elma ağacı dikti, annesi Aysel Ertunç ise o ağacın sadece Rojyen değil, Cizre’de yaşamını yitiren 3 aylık Miray bebeğe adadığını söyledi… Aileler her ne kadar çocukları doğayla buluştursa da çatışmalı sürecin çocuklar üzerindeki travmalarını da unutmuş değiller. Ertunç diktikleri ağaçları anlatırken, “burada bir savaş var, çocuklarımız bomba sesleriyle uyuyor… 60’a yakın çocuk öldü çatışmalı süreçte, artık çocuklar ölmesin, meyve de yiyebilsinler… O yüzden de bu diktiğimiz kızımın ağacı Miray bebeğin adıyla büyüsün… Rojyen ve Miray bebeğin ağacın olsun. Şu anda Sur’da mahsur kalan 3 aylık Elif Su var, umarım o kurtulur da diktiğimiz meyve ağacından o da meyve ver… “ diyor.

Savaş bölgesinde çocuk olmayı anlamak için belki bir gününüzü o çocuklarla birlikte geçirmeniz lazım. Belki onun öğretmeni belki de aileden biri olmanız. Yaşanan her bir süreç çocukların hafızasında yer ediyor ne yazık ki… Bu durumu en iyi özetleyen de anaokulu öğretmeni Fatoş Taştekin. Taştekin çocukların durumunda ciddi bozukluklar olduğunu anlatırken çocuklardaki en büyük farkın şiddete eğilimli tavırlar gösterdiği.

ÇOCUKLAR RESİMLERE SAVAŞI ÇİZİYOR

“Zorakîstan’da ağaç dikerken çatışmalı süreci de düşündük. Çocukları doğayla buluşturmak istedik. Toprakla kaynaşsınlar, hayvanlarla kaynaşsınlar ama biliyoruz ki burada çocuk olmak çok zor; oyuncakları silah olarak algılıyorlar, “seni vururum, polis çağırırım” gibi birtakım sözlerle bir birlerini tehdit ediyorlar, resimlerde mutlu bir aile tablosu çizerken kağıdın diğer yüzüne savaş fotoğrafı, kaçışan insanlar, tomalar çiziyorlar. Burada yaşanılan savaş ne yazık ki çocuklara bu şekilde yansıyor. Şiddete başvuruyorlar hemen… Belki diktikleri ağacı severlerse şiddetten uzaklaşırlar diye düşünüyoruz..”  diyor öğretmen Fatoş Taştekin…

Bölgede yaşayan çocuklar için doğa ve tarım ne kadar etkili olur bilinmez ama geçmeyecek yaraları da taşıyacak bu çocuklar.  Çünkü bölgede yaşayan çocukların kaygılarını, korkularını, 60’a yakın çocuğun ölmesini, hala Sur’dan çıkamayan çocukların varlığını düşünürsek  yarına umutla bakmanın ötesinde Zarokîstan gibi kreşlerin çocukları rehabilite edecek aktivitelere yönelmeleri, belki biraz şiddet ortamından uzaklaştırır… Ve çocuklar o meyve ağaçlarından meyve de yiyebilirler…

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte İnsan Haber‘de yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s