“Gerilla kalleştir ananız, bacınız bize beleştir” – Pelin Cengiz

Haber Nöbeti için bulunduğumuz Diyarbakır’daki üçüncü günümüzde Azadi TV’deki gazeteci arkadaşlarla birlikte Silvan’a doğru yola koyuluyoruz.

Silvan, 7 Haziran seçimlerinin ardından ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının en fazla uygulandığı ilçelerden biri. Ağustos ayı ile eylül ayı arasında altı kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Silvan’da en uzun ve son yasak 2 Kasım’da ilan edilmiş, tam 13 gün sürmüş. Esas itibariyle Cizre ve Sur’daki sokağa çıkma yasakları, Silvan’daki bu son yasak sonrasında uzun sürmeye başlamış.

Şimdi Silvan’da yaralar sarılmaya çalışılıyor, ne kadar olabilirse elbette… Tekel, Mescit ve Konak mahallelerinde süren sokağa çıkma yasağının izleri üç ay geçmiş olmasına rağmen tüm çıplaklığıyla karşımızda. Duvarlardaki yüzlerce kurşun izi sıvayla kapatılmaya çalışılsa da, evlerin üzerine yazılan “Kurdun dişine kan değdi, korkun” gibi ırkçı, cinsiyetçi ve militarist yazılamaların üzerine boya çekilse de, bu sokaklardan ölümün geçtiği her köşesinden belli oluyor.

Silvan’a vardığımızda ilk durağımız Silvan Belediyesi oluyor. Silvan’ın ilk kadın Belediye Eşbaşkanı olan Yüksel Bodakçı, özyönetim açıklaması yaptığı gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alındı, ağustos ayından bu yana da tutuklu. Bizi belediyede Eşbaşkan Vekili Zuhal Tekiner karşılıyor.

Sokağa çıkma yasaklarının sona ermesinin ardından Tekel, Mescit ve Konak mahallelerinin yıkımıyla karşılaştıklarını söyleyen Tekiner, sivil halkın erken zamanda tahliye edilmesi sayesinde sivil ölümlerinin yüksek sayılara ulaşmasının engellediğini belirtiyor. 60 kişilik bir ekiple üç mahallede hasar tespiti gerçekleştirilmiş. Yaklaşık 800 ev ve işyerinin hasarlı olduğu tespit edilmiş. Tekiner, çatışmalar sırasında havadan müdahale yapılmadığının ifade edildiğini ancak hasar tespiti sırasında havadan müdahale yapıldığını çok açık şekilde gördüklerini dile getiriyor.

Hasar tespitinin ardından alınan inşaat malzemesi yardımlarıyla evlerin bir bölümü tekrar oturulabilir hale getirilmiş. Üç dört aile bir arada ev tutanlar, Silvan’a geri dönmeye başlamış ama kafalardaki en ciddi soru, bu olup bitenleri tekrar yaşayıp yaşamayacakları…

Zaten Silvan’ın en önemli özelliği şu. Devletin ezerek, yıkarak, öldürerek geçtiği yerlerde, sokağa çıkma yasağı sona erdikten sonraki süreci nasıl işlettiğini/işleteceğini görmek için Silvan’a bakmak yeterli.

Halen tarihi Azizoğlu Konağı ve yatılı bölge okulu özel harekat timleri tarafından karargah haline getirilmiş. Sokaklarda herkesi her an şüpheli hale sokacak uygulamalar var. Normal yaşama dönülebilmesinin önünde çok ciddi kaygılar var. Kaymakamlık, ilçedeki tüm çöp konteynırlarını toplatmış, belediye görevlileri çöpleri torbalarla topluyor.

İnsanlar her an evlerinin basılması kaygısı yaşıyor ki, aslında zaman zaman halen ev baskınlarının devam ettiği belirtiliyor. Tekiner, kasımdan bu yana hendek ya da çatışma olmamasına rağmen geceleri hareket eden her şeye, çöp tenekelerine ateş açıldığını belirtiyor. İlçede adı konmamış bir sıkıyönetim hali mevcut.

Silvan’da 7X24 sokaklarda zırhlı araçlar marş çalarak geziyor. Tekiner, “Eskiden bir eylemde TOMA gelir üzerimize su sıkar giderdi. Şimdi Range’lerden, sivil araçlardan insanların üzerine kurşun sıkılıyor. 90’larda da Toros’lar gelip kurşun sıkarlardı. Halkta “başıma birşey gelirse kimse bana sahip çıkmayacak” duygusu hakim. Tek amaçları yaşamlarını idame ettirebilmek…” diyor.

Kadınlar kendini güvende hissetmiyor

Tekiner, özellikle kadınların sokağa çıkma yasakları sırasında duvarlara yazılan cinsiyetçi, kadınları hedef alan yazılamalardan çok tedirgin olduğunu, kadınların kendilerini güvenden hissetmediğini anlatıyor. Tekiner, kadınların dışarı çıkmakta, alışveriş yapmakta isteksiz olduğunu belirtirken, toplumun genelinde ise güvenin dibe indiğini, çözüm sürecinde elde edilen üç dört yıllık kazanımların tamamen yok olduğunu vurguluyor.

Belediyeden sonra sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı mahalleleri geziyoruz. Esnafın büyük kısmı kepenk açmış ama pek bir hareket yok. Sokaklarda hala üç ay öncenin tedirginliği hissediliyor. Esnafla birkaç kısa sohbet sonrası, aslında tam da Zuhal Tekiner’in anlattıklarını doğrulayan, çatışmalar sırasında oğlunu kaybetmiş bir annenin feryadı, yaşananlardan sonra halkın duygularını en net şekilde ifade ediyor:

“İnsanlara zulüm yapılıyor, insanlar korkudan dışarı çıkamıyor. Biz kendi yerimizde yurdumuzdayız, biz onlardan bir şey istemedik. Biz adalet istedik, biz barış istedik, onlar bizi kurşunladılar. Gençlerimizi yok ettiler. Zırhlı araçlardan sokaklara girip, “Gerilla kalleştir, analarınız bacılarınız bize beleştir” anonsları yaptılar. Namusumuza, değerlerimize hakaret sayılacak sözler sarf ettiler. Buna sessiz kalmamızı kimse bizden isteyemez. Biz bunları asla unutmayacağız.”

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Haberdar‘da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s