Terörist mi, gazeteci mi, insan mı? (Diyarbakır İzlenimleri 1) – Pelin Cengiz

Terörist mi, gazeteci mi, insan mı?

 

Bölgedeki gazetecilerin çalışma şartlarını yerinde görmek, havuz medyası ve patron güdümündeki medya organları susarken ya da dezenformasyon yaparken, halkın haber alma hakkı için çalışanlarla birlikte olmak Haber Nöbeti’nin esas amacını oluşturuyor.

Diyarbakır’a iner inmez kentteki meslektaşlarla buluşmak üzere Azadiya Welat gazetesinin bürosuna geçtik. Orada Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eşbaşkanları Hakkı Boltan ve Nevin Erdemir ile bir araya geldik. Son beş ayda bölgede gazetecilere yönelik uygulamalarla ilgili bilgi aldık. Son dönemlerde gazetecilerin gözaltı, tutuklama, başına silah dayama ve işkence gibi pek çok kötü muameleye maruz kaldığını dinliyoruz. Son rakamlara göre, Kürt coğrafyasından 36 gazeteci tutuklu.

 

Sur’da mahsur kaldıktan sonra ağır yaralanan Fatma Ateş’i ambulansın bulunduğu yere taşıdıktan sonra gözaltına alınan DİHA muhabiri Mazlum Dolan ve beraberindeki beş kişinin örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklanması bizim Diyarbakır’a varmamızdan bir gün önce gerçekleşti.

Bunların yanında sahada çalışan gazetecilerin, çalıştıkları kurumlara göre nasıl ayrımcılığa uğradığı da dile getirildi. Örneğin, yaklaşık 90 gündür sokağa çıkma yasağının olduğu Sur ilçesi ve altı mahalleye hükümete yakın gazeteciler girebilirken, Kürt medyasından özellikle DİHA, JİNHA, Evrensel muhabirlerinin sokulmadığı anlatıldı. Bazı gazetecilerin buradan geçirilmemesinin bahanesi ise, “sizin can güvenliğinizi sağlayamayız” şeklinde oluyormuş.

Son birkaç günde bir grup aydın ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi Diyarbakır Valiliği ile görüşüp çatışma bölgesinde mahsur kalan yaklaşık 200 sivilin bir yaşam koridoru oluşturularak, Sur dışına çıkarılmasını talep etti. STK temsilcilerinin bize verdiği bilgiye göre, salı günü saat 16:00 ile 17:15 arasında bir yaşam koridoru açılabileceği bilgisi Valilik tarafından verilmiş. Ancak, saat 16:00 civarında çatışmaların yeniden başlamasıyla bu plan hayata geçememiş.

Aydınlar, yaklaşık 200 kişini tahliyesi için bir saat 15 dakika gibi bir zamanın çok yetersiz olduğunu vurgulayarak, tüm çabalara rağmen güvenlik kuvvetlerinin bombalamaları durdurmadığını söylüyor. Salı akşamı Valilik, çarşamba günü aynı saatlerde kısa süreli bir ateşkes yapılacağını duyursa da, ne yazık ki bizim Diyarbakır’da olduğumuz çarşamba günü de bu gerçekleşmedi.

Hatta çarşamba günü halkın Sur girişindeki yaşam koridorunun açılması talebiyle öğlen saatlerinde gerçekleştirdiği eyleme katıldık. Eylem için harekete geçtiğimiz anlarda Cizre’de vahşet bodrumunda olduğu bilinen ve 30 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan Azadiya Welat gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş’ın cenazesinin Silopi’de bir hastanede teşhis edildiğinin haberini aldık.

Aktaş’ın ölüm haberi, bölgedeki gazetecilerle dayanışmak üzere Diyarbakır’a gelen bizler için en sarsıcı gerçekti.

Daha sonra Sur’un Dağ Kapı yakınlarındaki kontrol noktasından geçtik. Sivillerin kimlik göstermeden geçtiği kontrol noktasında biz gazeteciler bir süre bekletildik, kimliklerimizin GBT’sine bakıldı. Sur içinde gündelik yaşamın hala devam ettiği son birkaç sokaktan geçerek, Ulu Cami yakınlarındaki Dicle-Fırat Kültür Merkezi’ne ulaştık. Burada bir başka nöbet vardı. Sur’da yakınlarını kaybeden ve içerideki akrabalarından haber alamayanlar dayanışma nöbetindeydi.

Burada HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp ile karşılaştık. Yiğitalp, tek çabalarının bölgedeki sivilleri çatışma dışına çıkarmak olduğunu vurgulayarak, “Biz burada siyasi ya da ideolojik bir talepte bulunmuyoruz. Ölme riskiyle karşı karşıya olan sivillerin bir an önce Sur dışına çıkarılmasını istiyoruz. Ancak, Valilik ve askeriyeden hiçbir olumlu, işe yarar adım gelmiyor. Esas amaç burayı insansızlaştırma ve kentsel dönüşüme maruz bırakmak” dedi.

Ardından, önceki gün tutuklanan gazeteci Mazlum Dolan’ın babası Remzi Dolan ile karşılaştık. Dolan, çocuğunun ölmemek için Sur’dan çıkarken terör suçlamasıyla tutuklanmasını büyük bir şaşkınlıkla karşıladıklarını anlattı. Baba Dolan’ın verdiği bilgiye göre, yaklaşık 80 gündür Sur’da mahsur bulunan Mazlum’un tutuklanma gerekçesi, bu kadar zaman dışarıya çıkmamış olması… Yani Savcılık tutuklamaya gerekçe olarak gazeteci Mazlum Dolan’ın Sur cehenneminden çıkamamamış olmasını gösteriyor.

Sur içinde bulunduğumuz birkaç saat içinde evlerini taşıyan ailelere rastladık. Diyanet İşleri’nin erzak yardımında bulunduğu noktaların önünden geçtik. Yaşam koridorunun açılması için polis barikatına bakarak bekleyen kitleyi gördük. Tüm bu acılı tablonun fonunda ise sürekli kulağımızda çınlayan “müzik” silah sesleriydi…

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Haberdar‘da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s