Sur’un öbür yanı: Ölüm ve çaresizlik – Gülşen İşeri

Sur’un öbür yanı: Ölüm ve çaresizlik

 

Ülkenin doğusunda sokağa çıkma yasakları devam ediyor. Ölümler, bodrum katlarında mahsur kalanlar… Ölümlere terk edilen kentler için gazeteciler olarak “Haber Nobeti” eylemiyle Diyarbakır’daydık… Aysel Kılıç, Aram Duran, Güliz Vural, Gülten Üstündağ, Nevin Sungur, Leyla Alp, Pelin Cengiz ve Yavuz Baydar… 9 gazeteci 4. grupla yollara düştük; ilk durağımız Azadiya Welat’ın dağıtım ofisiydi. Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanları Hakkı Boltan ve Nevin Erdemir yaşanılan süreci, gazetecilerin hangi koşullarda çalıştığını bir bir anlattılar bize.  80 gün Sur’da kalan Mazlum Dolan’ın tutuklanmasından 30 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan  ve gittiğimiz gün (24 Şubat) ölüm haberi gelen Rohat Aktaş’a, uluslararası basının sessizliğinden gazeteciliği şiddetle bitirmeye çalışan AKP’nin devletleşmesine kadar bir çok konu gündemimizdeydi.

Bölgede gazeteciliğin ölümle eş değer olduğu bu günlerde,  doğuda gazetecilik yapanları anlamak, onların çalışma yaşamlarına bire bir tanıklık etmek ve yaşanılanları bölge dışına da aktarmak için Diyarbakır’daydık.

Sadece gazeteciler değil, akademisyenler, yazarlar da oradaydı. Onlar da ‘Yurttaşlık Nöbeti’ adıyla gelmişlerdi. Bu nöbette sanatçı Zeynep Tanbay Sur’da kalan sivillerin çıkması için yaşam koridoru talep ettiklerini ancak bu isteklerinin geri çevrildiğini anlattı.

Tanbay; “Sur’da 200’e yakın sivil var, Cizre’de bir katliama tanıklık ettik, burada da aynı şey yaşansın istemiyoruz, insanlar oradan çıksın, biz de oluşturulacak yaşam koridorunda orada olalım, ancak valilik kesinlikle olmaz dedi. Dolayısıyla da geçmiş günlerde yaşadığımız deneyimler, sivillerin çıkışı sırasında ateş altında kalmalarını göz önünde bulundurursak, o siviller oradan çıkamaz…  Bu koridoru da 1 saat 15 dakika gibi kısa sürede tutacaklar. Daha geçenlerde 6 kişinin 4 saatte çıktığı Sur’dan 200 kişinin 1 saat 15 dakika da çıkması sizce mantıklı mı? Sonucunun ne olacağını tahmin ediyoruz!  O yüzden biz olmadan o koridor açılsa ne olur, bu koridor 24 saat olsun istiyoruz, ateşkes ilan edilsin ve çıksın insanlar… Biz bunu istiyoruz, bu ülkenin yurttaşları olarak Cizre’de yaşanılanlar gibi burada da bir katliam yaşansın istemiyoruz…”  diye anlatırken bir yandan da Sur içinde bomba sesleri geliyordu.

Sonrasında ise Sur içine girdik. Galiba en acı olan buydu! Sur’dan girerken özel harekatçılar tarafından aranmaya tabii tutuluyorsunuz,  fotoğraf makinanız varsa basın kartı soruluyor, epey bir araştırlıyorsunuz… Çatışmanın olmadığı sokaklarda yaşam izi az da olsa var… Ama kaygılı bakışlar, tedirgin yürüyüşler ve en çok da çaresizlik sizi yıkıyor… Sur’un eski halini bilenler için bu yıkım çok daha ağır oluyor! Hemen yanı başımızda ise bomba sesleri… Böyle bir yerde yaşam devam ediyor demek çok!

Sessiz bekleyişler, kederli bakışlar ve Dicle Fırat Kültür Merkezi’ndeki çaresiz nöbetler..

Bu haber Haber Nöbeti bloğuyla birlikte İnsan Haber‘de yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s