‘Anneyiz biz terörist değiliz’ – Semra Çelebi

DSC_5897

Diyarbakır’da Haber Nöbeti’nde olan gazeteci Semra Çelebi, DİHA için haber takibi yaptı. Çelebi, Sur’da katledilen çocuklarının cenazelerini alamayan annelerle eylemde oldukları Sümerpak’ta görüştü. Gündüz Akmeşe’nin annesi, “Bilmem vardır yoktur, sokaktadır, evdedir; kar yağdı, buz çöktü, yağmur yağdı, şimdi yaz da geldi ama Gündüz gelmedi” diyor.

Kürdistan’daki gazetecilerle dayanışmak için Diyarbakır’a gelen gazeteci Semra Çelebi, Haber Nöbeti’ni ajansımız DİHA’da tuttu. Çelebi, Sur’da katledilen çocuklarının cenazelerini alamadıkları için nöbet eyleminde olan annelerle görüştü. Çelebi’nin ajansımız için kaleme aldığı haber şöyle:

“Bilmem vardır yoktur, sokaktadır, evdedir; kar yağdı, buz çöktü, yağmur yağdı, şimdi yaz da geldi ama Gündüz gelmedi.”

Ağlayarak anlatıyor Gündüz Akmeşe’nin annesi. “Tam bir ay iki gündür haber yok” dediği Gündüz’ün abluka altındaki Sur’da kaldığını söylüyor. Tıpkı çocuklarının akıbetini öğrenmek için günlerdir Sümerpark’ta bekleyen diğer anneler gibi…

Haber Nöbeti’nin üçüncü grubu olarak geldiğimiz Diyarbakır’da ilk olarak, onların deyişiyle “tam bir ay iki gündür” evlatlarından haber alamayan annelerin yanına gidiyoruz. Giderken kafamda nasıl hikayelerle karşılaşacağıma dair bir fikir yok, çok acılı ve ağır olacağını tahmin edebiliyorum sadece…

Yaşları 13 ile 28 arasında değişen dokuz çocuk ve gencin ailesi Sur’da bıraktıkları evlatlarının fotoğraflarıyla günlerdir oturuyorlar öylece. Gittiğimizde iki aile dışında hepsini orada buluyoruz. Sabah 9’dan akşam 5’e kadar çocuklarıyla ilgili bir haber almayı bekliyorlar. Okulları yarım kalmış diğer çocuklarını en yakın akrabalarına bırakıp Sümerpark’ta alıyorlar soluğu. Çoğunun gözyaşları kurumuş ama bazıları var ki acısını ağlayarak ve isyan ederek çıkarmaktan başka yolu kalmamış. İşte onlardan biri Fatma Akmeşe.

Daha bir yıllık evliydi

Aralarında en çok ağıt yakan o. Ağlarken “Daha bir yıllık evliydi” diye sayıklıyor sürekli. Asker ölümlerinde ana haber bültenlerine manşet olan bu cümle, beyaz tülbentli Kürt anasının dilinde kimsenin duymadığı sessiz bir çığlığa dönüşüyor.

Sonra gözyaşlarını silip başlıyor anlatmaya. Sur’da sokağa çıkma yasağı başladığında kızı Gülay’la birlikte orada mahsur kaldığını, devletin 2 saatlik yasağı kaldırmasıyla oğlu Gündüz’ün de yardımıyla birkaç parça eşyalarını alıp Sur’dan kaçtıklarını ama oğlunun orada kaldığını söylüyor.

‘Gündüz fabrikada işçiydi’

“Biz kaçtık Gündüz kayboldu” derken yeniden ağlamaya başlıyor Fatma anne. Peki, Gündüz Akmeşe kimdi? Ne yapar, ne ederdi? Anne, oğlunun “terörist” olmadığını kanıtlama gayretiyle cevap veriyor: “Oğlum plastik fabrikasında işçiydi. Hatta elini makineye kaptırdı, İstanbul’da üç ay tedavi gördü. Gündüz’ün bir eli sakattı. Oğluma terörist diyorlar, oğlum silah bile kullanamazdı ki…”

Anlıyoruz ki 28 yaşında, iş kazasında bir elini sakatlamış fabrika işçisi Gündüz Akmeşe, yaşamını sürdürdüğü Sur’da hala devam eden sokağa çıkma yasağında katledilmişti. Öldüğü haberi gelmiş ama cenazesi hala oralarda bir yerlerdeydi. Bir anneye oğlunu toprağa gömmesi çok görülüyordu. Ama bu Batı’ya sadece bir rakam olarak yansıyordu; “Sur’da bir terörist daha etkisiz hale getirildi.”

‘Oğlumun öldüğünü televizyondan öğrendim’

Fatma Akmeşe’nin yanında sessizce oturan yaşlı bir kadın ise elinde Turgay Girçek’in fotoğrafını taşıyor. Yanımıza gelip oturan genç kadın, yaşlı kadını göstererek “O Turgay’ın anneannesi, ben de annesiyim. Bu yaşında günlerdir torunu için buraya geliyor” diyor.

Gündüz’ün annesiyle çok yakınlar, nedenini çok geçmeden anlıyoruz; ikisinin ölüm haberini birlikte televizyondan, İMC TV’den almışlar. O günden beri oğullarının cenazelerini yasaklı kent Sur’dan alabilmek için birlikte, yan yana oturuyorlar.

‘Çocuğumu doğduğu sokakta katlettiler’

Turgay’ın annesi anlatıyor: “Biz Sur’da yaşıyorduk. 6 çocuğum var Turgay en büyüğü. 19 yaşında. Daha evvel de üç dört kez sokağa çıkma yasağı olmuştu ama hiçbiri böyle değildi. Sur’a yasak geldiğinde eşyalarımızı toplayıp gitmemiz için süre verdiler. Biz ailecek çıktık ama Turgay orda kaldı. Çocuğumu doğup büyüdüğü sokakta katlettiler.”

Ve soruyor: “İnsan doğduğu büyüdüğü sokakta, aynı mahallede teröristlik yapabilir mi?”

Amcasının yanında kuaförlük yapan Turgay, ailesiyle birlikte sürgün yollarına düşmediği için 19 yaşında katledildi. Annesinin endişesi cümlelere şöyle yansıyor: “Cenazesi sokakta mıdır, yerde midir, kediler mi yemiş köpekler mi bilmiyoruz.”

Şimdiye kadar sadece İsa ile Mesut’un cenazesi alınmış Sur’dan. Ama onlarınkini de devlet almış, cenazelerin işkenceden tanınmaz halde olduğu söyleniyor.

‘Cenazemizi versinler’

Sümerpark’ta oturan ailelerin şu an için tek bir isteği var, evlatlarının cenazelerini alabilmek… Valilik ailelere “Gidin cenazenizi alın” demiş, ama “Yasak varken nasıl gidelim, bizi de tarıyorlar” diyorlar. Turgay’ın annesi Makbule Girçek diyor ki; “Kim ki bize bu acıları yaşatmış, onların da ciğerleri böyle yansın.”

Biz bu cümlenin üzerine tek bir söz söyleyemez ve derin bir suskunluğa dalarken Sur’da katledilen Rozerin’in annesi ağlayarak haykırıyor: “Batı’ya sesimizi duyurun, anneyiz biz terörist değiliz.”

Semra Çelebi/@celsem – Özgür Radyo/Diyarbakır

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte DİHA’da yayımlandı.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s