IMC TV kameramanı Tekin: Cizre’de iki saniyelik bir yaşam şansınız var – Önder Öner

DSC_5637

Haber Nöbeti için Diyarbakır’a giden gazeteciler, Cizre’de polis tarafından ayağından vurulan IMC TV kameramanı Refik Tekin’i evinde ziyaret etti. Bilinçli şekilde tarandıklarını ve işkenceye maruz kaldığını aktaran Tekin, Cizre’deki çalışma koşullarını “Bir sokaktan diğerine geçerken iki saniyelik bir yaşam şansımız var. Hızlı geçebilirseniz keskin nişancının kurşununa denk gelmezsiniz” sözleriyle tarif etti.

DİYARBAKIR- Cizre’nin Cudi Mahallesi’nde bulunan yaralıları almak için giden HDP heyetini takip ettiği sırada polis tarafından ayağından vurulan IMC TV kameramanı Refik Tekin’in tedavisi sürüyor.

Ayağından ameliyat olan ve platin takıldığı için bir kaç ay dinlenmesi gereken Tekin, “Haber nöbeti” için Diyarbakır’da olan ve kendisini ziyaret eden meslektaşlarına yaşananları aktardı.

Saldırılar nedeniyle halkın yanı sıra gazetecilerin de sürekli hedef alındığını ve darp edildiğini belirten Tekin, bu nedenle çalışırken daha dikkatli olduklarını, zırhlı araç gördükleri anda bulundukları yerden uzaklaşmaya çalıştıklarını söyledi. Tekin, “Bundan dolayı da gazeteciler olarak istediğimiz gibi çalışamıyorduk” dedi.

Vurulduğu gün HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, belediye başkanlarının da aralarında olduğu bir heyetin Cudi Mahallesi’nde bulunan yaralı ve cenazeleri almaya gideceklerini söyleyen Tekin, haber takibi için onlarla birlikte yola çıktıklarını söyledi.

Tekin, o günü şöyle aktardı: “Şah ve Cudi mahallerinin arasında Nusaybin yolu var, çift şeritli oraya kadar gittik. Hareket ettiğimiz andan itibaren en önde beyaz bayraklar taşındı. Nusaybin yoluna geldiğimizde sağımızda ve solumuzda çıplak gözle görülecek şekilde zırhlı araçlar ve tanklar falan vardı. Bir şey yapmadılar, uyarmadılar, ikaz etmediler. Karşı mahalleye geçildi, sokağın ortasındaki cenaze ve yaralılar alındı, el arabalarına taşındı. Geri dönerken, aynı noktaya geldiğimizde bir anda ateş açıldı. İlk ateşte etrafıma baktım, insanlar sadece eğiliyordu. Üzerimizden geçecek şekilde ateş ediyorlardı. Ben de eğilerek, insanları çekmeye devam etti. İkinci atışta ise insanların yerlere düştüğünü gördüm. O sırada ayağımın ısındığını ve bütün vücuduma iğnelerin battığını hissettim. Anladım ki, vuruldum. İlerleyip kendimi bir yere atmam gerekiyordu, çünkü çok açık bir alan. Sürüklenerek bir dükkanın önüne geldim ve uzandım.”

Bu sırada da asker ve polislerin ateş etmeyi sürdürdüğünü söyleyen Tekin, yaralı olduğu halde görüntü çekmeye devam ettiğini söyledi. Tekin, şunları söyledi: “Dedim ki, görevim gereği buradaysam kamuoyunun bütün yaşananları, bütün çıplaklığıyla görmesi gerekiyor. Çok koktum aslında o sırada çünkü hala silahlarla ateş ediliyordu. Başımı kaldırmak istemiyordum, yaşadığımı fark edip bana yeniden ateş açabilirler diye”

Silah sesleri kesildikten sonra çevre bulunanların gelip yardım etmeye çalıştığını kaydeden Tekin, zaten önceden yaralı ve cenazeler için çağrılan ambulansların olay yerine gelmesiyle ambulanslara taşındıklarını kaydetti.

‘HASTANE YERİNE KAYMAKAMLIĞIN BAHÇESİNE GÖTÜRDÜLER’

Ambulanslarla hastaneye götürülmek yerine kaymakamlığın bahçesine götürüldüklerini söyleyen Tekin, orada maruz kaldıkları işkenceyi ise şöyle aktardı: “Bizi ambulanslara aldılar, Cizre kaymakamlığının önüne götürdüler. O sırada bir polis, yaralı olduğum halede sırtımdan tuttu ve yerde sürükledi aşağı indirdi. Ayağım araca ve yere değdiği için canım çok acıdı. Duvarın dibine götürdüler ve “Türk’ün gücünü göreceksiniz, hepiniz teröristsiniz” şeklinde enva-i çeşit küfür ve hakaretlerde bulundular. Basın olduğumu söyledim, boynumdaki basın kartımı tuttu ve koparttı. Hakaret ve küfürlerini sürdürdü. Daha sonra tekmelediler, darp ettiler. Sonra ambulansı göstererek ‘Sürünerek gir oraya’ dediler. Bir şey diyemiyorum çünkü gözümü açtığım gibi ‘bakma’ diyerek darp ediyorlar. Sürüklenerek, ambulansa binmeye çalıştım ama yapamadım. Ambulans şoförüne ‘bunu at şuraya’ dediler. Şoförün yardımıyla ambulansa bindim.”

‘İŞKENCE HASTANE GİRİŞİNDE DE SÜRDÜ’

“Hastaneye gidiyoruz, artık hakaret ve darp biter” diye düşündüğünü ancak öyle olmadığını aktaran Tekin, hastane girişinde de onlarca polis ve askerin işkencesine maruz kaldıklarını belirtti. Tekin, “Hastanenin önüne geldiğimde askerler ve sivil polisler tarafından ambulansın kapıları açıldı, biraz beklettikten sonra tekerlekli sandalyeye bindirdiler. Bindirir bindirmez yumruklamaya başladılar, ellerimle yüzümü korumaya çalıştım. Yine, ‘Türk’ün gücünü göreceksin’ deyip, ağza alınmayacak hakaret ve küfürler ediyorlardı. Ambulanstan, hastanenin içerisine girene kadar, koridor oluşturan tüm asker ve polisler beni darp etti.”

Bir süre sonra hakkında gözaltı kararı olduğunu öğrendiğini söyleyen Tekin, bu andan sonra polislerin tavırlarını biraz daha “gevşettiklerini” kaydetti. Tekin, karar nedeniyle Diyarbakır’a sevkinin engellendiğini, bunun için de “güvenlik gerekçisiyle seni gece götüremeyiz” açıklaması yapıldığını aktardı.

‘İKİ SANİYELİK YAŞAM ŞANSINIZ VAR’

Savaşın sürdüğü bölgelerdeki insanların yaşadıklarını, “bir sokaktan diğerine geçerken iki saniyelik yaşam haklarını kullanacak şekilde yaşıyorlar” şeklinde özetleyen Tekin, gazeteciler olarak da aynı durumda çalıştıklarını söyledi. IMC TV kameramanı Tekin, “Bir sokaktan diğerine geçerken iki saniyelik bir yaşam şansımız var. Hızlı geçebilirseniz keskin nişancının kurşununa denk gelmezsiniz. Daha önce IMC TV muhabiri Saadet Yıldız’ın ayaklarının dibine kurşun geldi. Hareket edemeyecek durumdaydık neredeyse. Şansımızı zorlayarak, canımız pahasına çalıştık” dedi.

İnsanların evlerinde kalamadığını, bodrum katları olanların buralara sığındığını ifade eden Tekin, “Hava zaten soğuk, elektrik yok, su yok, gıda bitmek üzere. Halk bu durumda yaşamaya çalışıyor” diye kaydetti.

Halkın, “Yıllardır polis ve askerler gelip gençlerimizi tutuklayıp gözaltına alıp götürüyor. Bir daha göremeyebiliyoruz” diyerek, yaşananlardan devleti sorumlu tuttuğunu ve büyük tepki içerisine olduğunu da vurguladı.

Bu bölgelerde büyük göçler olduğu yönündeki haberlerin çok da gerçeği yansıtmadığına işaret eden Tekin, en büyük göçün Cizre’nin Nur mahallesinden Konak, Şah Ali Bey ve Kale mahallelerine, iç göç şeklinde gerçekleştiğini söyledi. Tekin, asker ve polislerin, kenti terk eden herkesin, elinde beyaz bayrak olduğu sürece geçişine izin verdiğini de söyledi.

ÖNDER ÖNER (@onderoner_) – ETHA / Diyarbakır

Bu haber, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte ETHA’da yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s