Gerçeğe saygımdan haber nöbeti tuttum – Ergun Babahan

09rsm56b5f6f8c32fd

Habercilik namustur. Namuslu bir haberci, gerçeğin yedieminidir. Kaynağından emanet aldığı gerçeği, çarpıtmadan, olduğu gibi okuruna iletmek boynunun borcudur. Bugün Türkiye’de bu yok. Habercilik fahişeleri var ne yazık ki.

Kürdistan coğrafyası kanarken gerçeği gücün, devletin prizmasında kırıp yalan haline getirip aktaranlar çoğunlukta. O coğrafyada savaş hukuku bile uygulanmıyor. Yaralılara ambulans gönderilmiyor, ilçelere abluka uygulanıyor.

Dün Dersim, Gazze diyenler bugün bizatihi kendi vahşet tablolarını yaratıyor. Açıkçası 1915’in günümüz modeline tanıklık ediyoruz.

Bu koşullar altında yaşıyor Kürtler. İnkarla, baskıyla, yasakla, ablukayla…

Suriye’de, Irak’ta kendi kendini yönetme hakkını elde etmiş, dilini özgürce konuşma hakkını kazanmış, , kültürüne sahip çıkmış Kürtleri artık 1920’lerin paradigmasıyla yönetemezsiniz. Yönetmek isterseniz, baskıyla zulümle yapmanız gerekir.Direnirler ve savaş çıkar.

Bugün olan bu.

Hukuku, uluslararası insan haklarını, evrensel değerleri uygulasa, temel ilkelerde anlaşsa, barış adası olacak bir coğrafyayı kan gölüne çevirmeye çalışıyorlar.

Saray’ın medyası bölgeden sürekli yalan haber pompalıyor, PKK’yi şeytanlaştıracağım derken bütün Kürtleri şeytanlaştırıyor. Hiç utanmadan, sıkılmadan 1980’ler 90’larda bölgede katliamlara imza atmış korucuları kanaat önderleri diye ekrana çıkarabiliyor mesela.

Bakanların bile yalanlamak zorunda kaldığı haberleri manşete çıkarıyor, resmi ağızdan yalanlanmasına rağmen yalanında ısrar edebiliyor.

Ülkenin medyası öyle ki, Erdoğan gittiği Ekvator’da protestoya uğruyor, korumaları aralarında milletvekili de olan protestocuları dövüyor, darp ediyor; Türklerin bundan haberi bile olmuyor çünkü gerçeği duyurabilecek bir ana akım medya bulunmuyor.

Bölgede gazetecilik yapan gazeteci arkadaşlarımız da kuşatma altında. Kafalarına silah dayanıyor, haber peşinde koşarken kurşunlanıp vuruluyor. Vurulduktan sonra, hastane yerine kaymakamlık önüne götürülüyor, kurşunlanmış bacağıyla yerlerde sürükleniyor.

Bu da yetmiyor, küfür, hakaret ve tekmenin ardından kaldırıldığı hastanede de benzer uygulamaya tabii tutuluyor.

Cizre’de bir apartmanın alt katında 26 kişi aç-susuz ve yaralı can çekişiyor, kimse duymuyor, duyan da umursamıyor.

Bunun için gittik Diyarbakır’a, Mardin’e, Nusaybin’e. Cizre’ye gidemedik çünkü asker 90’larda Lice’de Deniz Baykal’ın yolunu kestiği gibi kesmişti yolu. Gitmek isteyenler gazlıyor, tazyikli suyla deviriyordu.

Amacımız arkadaşlarımıza yalnız değilsiniz mesajı vermek, bunun yanında yerinde yaptığımız gözlemleri mecramızdaki okurlarımıza aktarmaktı. Elimizden geldiğince koşturduk, çabaladık. Öne çıkmamaya çalışarak alanda gazetecilik yapan arkadaşlarımızın koşullarına uyarak çalışma koşullarına tanıklık ettik.

Açıkça söyleyeyim, özellike Özel Harekat Timleri’nin halka, gazetecilere yönelik tavırları, giyimleri, silahlarını taşımaları tipik bir işgal gücü görünümünde. Siyasetle ilgisiz insanları bile çileden çıkarak davranış modları var. Ayrıca köktendinciliğe varan davranışlarda bulunanların varlığı su götürmez.

Kürt mahalle ve sokaklarına yazılan aşağılayıcı yazı ve sloganlar, girdikleri evleri kırıp dökmeleri, insanları göçe zorlamaları Dersim’in günümüz koşullarına uyarlanmış modeli.

Seçilmiş milletvekilleriyle beline asılı tabancasını öne çıkarmış, ellerini beline dayayarak konuşan polis müdürlerine tanıklık ettim. AKP’li vekillerin karşısında esas duruşa geçenlerin, HDP’li vekillere yönelik tavırlarını üzüntüyle  izledim.

Bu halk sizi unutur mu!

Unutmaz, unutmayacaktır. Silahın üstüne kurulan iktidar kalıcı olmaz. Tüfekle huzur gelmez. Gelebilse Amerika, Irak’a getirirdi.

Gazetecin görevi gerçeği aktarmak. Gerçek ortada: Devlet, Kürdü, kimliğini, kültürünü, kendini yönetme hakkını tanımaz, Davutoğlu’nun bilmem kaçıncı kez açıkladığı paketlerde ısrar ederse, kan akar. Hem de çok kan akar.

Hepimiz çok acı çeker, çok ağır bedeller öderiz.
Şiddet hakim oldukça, bizim sözümüzün, yazımızın kıymeti harbiyesi kalmaz. Silahın konuştuğu yerde, yazı susar.

Rusya ile çatışma ihtimali de olan bir yolda emin adımlarla ilerliyoruz. İyi uykular Türkiye. Bu bir kan uykusu, uyandığında çok geç olacak. Uyan ve barışa, hukuka, demokrasiye sahip çık. En azından kendin için.

Ergun Babahan – Haberdar 

Bu yazı, Haber Nöbeti bloğuyla birlikte Haberdar’da yayımlandı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s